KARNENİN SÖYLEYEMEDİKLERİ
Bir okul yılının daha sonuna geldik. Koridorlar sessizleşiyor, sıralar birkaç aylığına öğrencilerini beklemeye çekiliyor. Çocuklar ellerinde karneleriyle evlerine dönüyorlar. Kimi sevinçle koşuyor kimi biraz çekingen kimi ise içinde tarif edemediği bir endişeyle… Çünkü karne, yetişkinlerin sandığı kadar basit bir kâğıt değildir çocuklar için. Biz o kâğıtta notlar görürüz; onlar ise beklentileri. Biz rakamlara bakarız; onlar yüzlere. Biz başarıyı ölçmeye çalışırız; onlar sevilip sevilmediklerini anlamaya çalışırlar.
Bir çocuğun karne aldığı gün yaşadığı duygular, çoğu zaman notlarından daha derindir. Eve giderken aklından geçen, matematik notu değil, annesinin ne söyleyeceği olabilir. Türkçe dersindeki başarısı değil, babasının yüzündeki ifade olabilir. Çünkü çocuklar önce notlarını değil, kendilerine verilen değeri okumaya çalışırlar. Oysa hiçbir karne bir çocuğu bütünüyle anlatamaz. Karneye yazılmayan o kadar çok şey vardır ki…
Sabah uykusunu yenip okula gelmeye çalışan çocuk… Sınıfta söz almak için korkusunu yenen çocuk… Arkadaş edinmeye çalışan çocuk… Defalarca yanlış yapmasına rağmen yeniden deneyen çocuk… Sessizce büyüyen, olgunlaşan, güçlenen çocuk… Bunların hiçbiri rakamlara sığmaz.
Bazen düşük bir notun arkasında anlaşılmayı bekleyen bir yorgunluk vardır. Bazen yüksek bir notun arkasında görülmeyi bekleyen büyük bir emek… Ama biz çoğu zaman sonucu görür, hikâyeyi ise kaçırırız. Belki de karne günü çocuklara sorulması gereken ilk soru “Kaç aldın?” değildir. Belki önce;
“Bu yıl seni en çok ne mutlu etti?”
“Hangi konuda kendini geliştirdiğini düşünüyorsun?”
“Hangi zorluğun üstesinden geldin?”
diye sormalıyız. Çünkü eğitim yalnızca bilgi kazanmak değildir. Eğitim, sabretmeyi, paylaşmayı, hata yapıp yeniden başlamayı, düşüp kalkmayı öğrenmektir ve bunların çoğu karneye yazılmaz.
Sevgili anne babalar,
Karne günü çocuğunuzun hafızasında notlardan çok sizin tavrınız kalacaktır. Kurduğunuz bir cümle, attığınız bir bakış, yaptığınız bir karşılaştırma yıllarca unutulmayabilir. Aynı şekilde ona sarıldığınız bir an, duyduğunuz güven ve gösterdiğiniz anlayış da unutulmaz. Bu yüzden bugün karneden önce çocuğunuza bakın. Elindeki kâğıt bir yılın özetidir; karşınızda duran çocuk ise geleceğin kendisi. Hiçbir rakam, hiçbir puan, hiçbir değerlendirme bir çocuğun değerini belirlemeye yetmez. Karne yalnızca onun ne öğrendiğini gösterir ama bir çocuğun kim olduğunu, nasıl bir insan olacağını, sevgiye ne kadar ihtiyaç duyduğunu asla gösteremez.
Karnelere verdiğimiz her tepki bizim ebeveyn kimliğimizin ve çocuklarımızla bağımızın yansımasıdır, unutmayalım.




