YAZIN NEŞESİYLE OKULA MERHABA

Uzun oyunlar, bol kahkaha, unutulmaz anılar… Şimdi yepyeni bir maceranın zamanı!

Yaz tatili ne çabuk geçti, değil mi?

Daha dün gibi… Sabah gözümüzü açtığımızda bizi bekleyen uzun, güneşli bir gün vardı. Alarm yoktu, acele yoktu. “Ders kaçta başlıyor?” diye düşünmeden, “Bugün arkadaşlarımla ne oynasam?” diye düşünüyorduk.

Sokaklar, parklar, bahçeler bizim oyun alanımızdı. Saatlerce koştuk, zıpladık, saklandık, güldük. Bazen aynı oyunu defalarca oynadık ama hiç sıkılmadık. Çünkü oyunu güzelleştiren, birlikte olduğumuz arkadaşlarımızdı.

Belki bir topun peşinden koştuk, belki bisikletlerimizle rüzgâra meydan okuduk. Belki saklambaçta kimsenin bulamayacağı bir yer keşfettik. Belki de birkaç sandalye, bir battaniye ve biraz hayal gücüyle kendimize kocaman bir kale yaptık.

Çünkü çocukken bir kutu gemiye, bir çarşaf çadıra, bir sopa sihirli bir değneğe dönüşebilir.

Hayal gücümüz varsa, macera her yerde!

BİR YAZA NELER SIĞDI?

Kocaman bir yaz tatiline ne çok şey sığdırdık!

Yeni yerler gördük, yeni oyunlar öğrendik, arkadaşlarımızla uzun uzun sohbet ettik. Bazen kahkahadan karnımız ağrıdı. Bazen oyunun heyecanına kapılıp zamanın nasıl geçtiğini anlamadık.

“Bir oyun daha oynayalım!”

“Beş dakika daha kalalım!”

“Son tur!”

Kaç kez söyledik acaba?

Sonra güneş yavaş yavaş gökyüzünden çekildi. Akşam oldu. Eve dönme zamanı geldi. Belki biraz yorulduk ama yüzümüzde kocaman bir gülümseme vardı.

İşte yaz tatilinin en güzel taraflarından biri de buydu.

Birlikte geçirilen zamanın güzelliği…

Çünkü bazı anılar fotoğraflarda değil, kalbimizde saklanır.

Bir arkadaşımızın söylediği komik bir söz…

Birlikte kazandığımız bir oyun…

Yağmurdan kaçarken yaşadığımız küçük bir macera…

Güneş batana kadar süren sohbetler…

Yıllar geçse bile hatırlayacağımız küçücük ama çok değerli anlar…

Belki de yaz bize en çok şunu öğretti:

Mutluluk, bazen çok basit şeylerin içinde saklıdır.

ŞİMDİ SIRA OKULDA!

Derken takvim değişti.

Yeni defterler ortaya çıktı.

Kalemler kalem kutularına yerleşti.

Çantalar hazırlandı.

Ve okulun açılacağı gün yaklaştı.

İçimizde birbirinden farklı duygular olabilir.

Bir yanımız “Keşke tatil biraz daha uzun sürseydi!” diyor olabilir.

Bir yanımız ise arkadaşlarımızı yeniden göreceğimiz için heyecanlanıyor olabilir.

İkisi de çok normal!

Çünkü tatili sevmek de okula başlamayı heyecanla beklemek de güzel.

Üstelik okul yalnızca derslerden, ödevlerden ve sınavlardan oluşmuyor.

Okul; merak ettiğimiz soruların cevaplarını bulduğumuz, yeni bilgiler öğrendiğimiz, arkadaşlarımızla birlikte güldüğümüz, bazen hata yaptığımız ve yeniden denediğimiz kocaman bir keşif alanı.

Her ders bize başka bir pencere açıyor.

Bir kitap bizi hiç gitmediğimiz bir ülkeye götürebiliyor.

Bir deney, gözlerimizin önünde şaşırtıcı bir olay gerçekleştirebiliyor.

Bir matematik sorusu bizi düşünmeye zorlayabiliyor.

Bir resim, içimizdeki duyguları renklerle anlatmamızı sağlayabiliyor.

Bir arkadaşlık ise bütün günü güzelleştirebiliyor.

YENİ BİR SAYFA, YENİ BİR BAŞLANGIÇ

Yeni okul yılı, tertemiz bir defterin ilk sayfasına benzer.

Henüz üzerinde hiçbir şey yazmıyordur.

Peki o sayfaya ne yazacağımızı kim belirleyecek?

Biz!

Bu yıl belki yeni bir kitap okuyacağız.

Belki daha önce yapamadığımız bir şeyi başaracağız.

Belki yeni bir arkadaş edineceğiz.

Belki bir konuda çok başarılı olacağız.

Belki de zorlandığımız bir şeyi sabırla çalışarak öğreneceğiz.

Bazen her şey istediğimiz gibi gitmeyebilir.

Bir soruyu çözemeyebiliriz.

Bir yarışmayı kazanamayabiliriz.

Bir konuda hata yapabiliriz.

Ama unutmayalım:

Hata yapmak, öğrenmenin düşmanı değil; öğretmenidir.

Önemli olan hiç hata yapmamak değil, düştüğümüzde yeniden ayağa kalkabilmek.

Tıpkı bisiklete binmeyi öğrenirken yaptığımız gibi…

Düştük.

Kalktık.

Bir daha denedik.

Ve sonunda sürdük!

Okul hayatında da böyle olacak.

Bazen zorlanacağız, bazen şaşıracağız, bazen yeniden başlayacağız.

Ama her denemede biraz daha güçleneceğiz.

YAZI DA YANIMIZDA GÖTÜRÜYORUZ

Peki yaz tatili gerçekten bitti mi?

Belki takvimde tatil sona erdi.

Ama yazın bize bıraktığı güzellikler hâlâ bizimle.

Arkadaşlarımızla oynadığımız oyunlar…

Kahkahalarımız…

Gezdiğimiz yerler…

Öğrendiğimiz yeni şeyler…

Kurulan dostluklar…

Yaşanan küçük maceralar…

Hepsi bizimle birlikte okul sıralarına geliyor.

Yazın neşesini çantamıza koyamayız belki ama kalbimize koyabiliriz.

Ve teneffüste bir arkadaşımıza gülümserken, birlikte oyun oynarken, yeni bir şey öğrenirken o güzel yaz günlerini hatırlayabiliriz.

Çünkü güzel anılar geçmişte kalmaz.

Onlar, bizi geleceğe taşıyan küçük ışıklara dönüşür.

HAZIR MIYIZ?

Şimdi derin bir nefes alalım.

Çantamızı omzumuza takalım.

Defterimizi açalım.

Kalemimizi elimize alalım.

Ve yepyeni bir okul yılının ilk sayfasına ilk cümlemizi yazalım:

“Bu yıl beni kim bilir ne güzel maceralar bekliyor!”

Unutma sevgili arkadaşım:

Yaz tatili bize dinlenmeyi, eğlenmeyi ve anılar biriktirmeyi öğretti.

Şimdi okul bize öğrenmeyi, keşfetmeyi, paylaşmayı ve hayallerimizin peşinden gitmeyi öğretecek.

Öyleyse geçmişteki güzel günlere gülümseyerek bakalım, gelecekteki güzel günlere umutla yürüyelim.

Çünkü önümüzde kocaman bir okul yılı var.

Yeni arkadaşlıklar…

Yeni bilgiler…

Yeni oyunlar…

Yeni başarılar…

Ve henüz yazılmamış yüzlerce güzel hikâye…

Kalemler hazır mı?

Çantalar hazır mı?

Hayaller hazır mı?

Öyleyse…

OKUL, BİZ GELİYORUZ!

Yazın neşesini yanımıza, hayallerimizi önümüze alıyoruz. Yeni maceramız başlıyor!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir