Yaz tatilinin o özgür, kuralsız ve akışkan günleri yavaş yavaş geride kalırken, evleri sarmaya başlayan o tatlı telaşı hepimiz hissediyoruz. Çantalar, defterler, yeni kıyafetler derken hazırlıklar tamamlanıyor. Peki ya minik kalpler ve zihinler? Tatilin rahatlığına alışmış çocukları yeniden okul rutinlerine hazırlamak; ilk günü en az kaygıyla, en yüksek motivasyonla karşılayabilmek hem ebeveynler hem de çocuklar için hassas bir süreçtir.
Bu geçiş dönemini en yumuşak şekilde atlatabilmek için öncelikle uyku ve ekran saatlerini kademeli olarak düzenlemek gerekir. Tatilde geç saatlere kadar uyanık kalmaya alışan çocukların biyolojik saatini birdenbire değiştirmek neredeyse imkânsızdır. Okulun açılmasına sayılı günler kala, uyku saatlerini her gece on beşer dakika erkene çekerek vücudu doğal ritmine döndürmek mümkündür. Aynı şekilde, tablet ve televizyon başında geçen uzun saatleri okul dönemindeki makul sürelerine düşürmek zihinsel geçişi kolaylaştıracaktır. Bununla birlikte çocukların duygularını dinlemek ve heyecanlarını konuşmak da büyük önem taşır. Onlara yeni sınıflarında kendilerini nelerin beklediğini merak edip etmediklerini sorarak duygularını ifade etmelerine alan tanımalı; okulun sadece derslerden ibaret olmayıp arkadaşlarıyla buluşmayı ve eğlenceli etkinlikleri de barındırdığı hatırlatarak pozitif bir algı oluşturulmalıdır.
Tüm eğitim-öğretim yılının tonunu belirleyen en kritik adım ise okuldaki ilk gündür. Bu günü hem veliler hem de çocuklar için huzurlu kılmak adına güne sakin ve aceleci olmayan bir sabahla başlamak gerekir. Geç kalma telaşı çocuğun tüm gün taşıyacağı bir kaygı enerjisine dönüşebilir; bu yüzden birlikte neşeyle yapılan sakin bir kahvaltı harika bir başlangıç sağlar. Sınıf kapısında ya da okul bahçesinde uzun vedalaşmalar kaçınılmalıdır, çünkü bu durum çocuğun güvensizlik hissetmesine yol açabilir. Bunun yerine ona güven veren, sevgi dolu ama net bir sarılmayla okul çıkışı orada bekliyor olacağınızı söyleyerek vedalaşmak en doğrusudur. İlk gün çocuklardan akademik başarı veya kusursuz bir uyum beklememek gerekir; o günün tek ve en önemli amacı çocuğun kendini güvende hissetmesi, ortamı tanıması ve öğretmeniyle bağ kurmasıdır. Okuldan döndüğünde onu dinlemeye hazır olmalı, nasıl geçtiğini sormaktan ziyade günün en eğlenceli anını konuşarak sohbet derinleştirilmelidir.
Unutmayın; çocuklar bizim aynamızdır. Biz ebeveynler bu sürece ne kadar sakin, hazırlıklı ve pozitif yaklaşırsak, onlar da okulu o kadar güvenli ve keyifli bir yuva olarak benimseyeceklerdir. Tüm öğrencilerimize ve öğretmenlerimize mutlu, keşif dolu ve huzurlu bir eğitim yılı diliyorum.




