Bir çocuğa “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?” diye sorduğumuzda çoğu zaman birbirinden güzel cevaplar duyarız.
“Doktor olacağım.”
“Öğretmen olacağım.”
“Futbolcu olacağım.”
“Bilim insanı olacağım.”
“Dünyayı gezeceğim.”
Çocukların hayalleri sınırsızdır. Çünkü onlar henüz hayatın önlerine koyduğu sınırları öğrenmemişlerdir. Bir hayalin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini düşünmeden önce ona inanmayı bilirler.
Peki, bir hayalin gerçekleşmesi için yalnızca istemek yeterli midir?
Hayır.
Çünkü hayal, bize nereye gitmek istediğimizi gösterir; plan ise oraya nasıl gideceğimizi anlatır.
Bir geminin çok güzel bir hedefi olabilir. Fakat pusulası yoksa yönünü bulmakta zorlanır. İnsan hayatı da biraz böyledir.
Plan yapmak, hayatımızı dakikalarına kadar kontrol etmek değildir. Her şeyi kusursuz hâle getirmek hiç değildir. Plan yapmak; zamanımızı tanımak, önceliklerimizi belirlemek ve kendimize “Bugün ne yapabilirim?” diye sormaktır.
Bir çocuğun masasına oturup saatlerce ders çalışması şart değildir. Bazen yarım saatlik dikkatli bir çalışma, saatlerce masada oturmaktan daha değerlidir.
Önemli olan çok şey yapmak değil, ne yaptığını bilerek yapmaktır.
Mesela bir çocuk “Çok kitap okuyacağım.” diyebilir.
Bu güzel bir niyettir.
Ama kitabını açıp her gün on sayfa okumaya başladığında, niyet bir davranışa dönüşür.
“Matematikte başarılı olacağım.” demek bir hedeftir.
Her gün birkaç soru çözmek ise o hedefe atılan gerçek bir adımdır.
“Daha düzenli olacağım.” demek bir karardır.
Çantasını akşamdan hazırlamak, masasını toplamak ve ertesi gün yapacaklarını düşünmek ise bu kararın hayata geçmiş hâlidir.
İşte başarı çoğu zaman tam burada başlar.
Büyük sonuçların arkasında, kimsenin fark etmediği küçük alışkanlıklar vardır.
Bir çocuğun düzenli olması yalnızca ders başarısını artırmaz. Ona beklemeyi, sorumluluk almayı, zamanını kullanmayı ve başladığı bir işi tamamlamayı da öğretir.
Fakat burada önemli bir şeyi unutmamak gerekir:
Plan, çocuğun üzerine yüklenen bir baskı olmamalıdır.
“Şunu da yapmalısın, bunu da bitirmelisin, neden yetiştiremedin?” diyerek hazırlanan programlar çocuğa zaman yönetimini değil, kaygıyı öğretebilir.
Çocuk plan yapmayı öğrenirken hata yapmaya da hakkı olduğunu bilmelidir.
Bir gün planına uyamayabilir.
Bir işi erteleyebilir.
Beklenmedik bir durum ortaya çıkabilir.
Bazen canı hiçbir şey yapmak istemeyebilir.
Bunların hepsi hayatın bir parçasıdır.
Önemli olan planın bozulması değil, bozulan planın ardından yeniden başlayabilmektir.
Çünkü hayat bize her zaman önceden hazırladığımız programa göre davranmaz.
Bazen yağmur yağar.
Bazen yol kapanır.
Bazen başka bir yola sapmamız gerekir.
İşte planlı olmak, bütün yolları önceden bilmek değil; yol değiştiğinde yönümüzü yeniden bulabilmektir.
Çocuklara kazandırabileceğimiz en değerli alışkanlıklardan biri de budur.
Onlara sadece “Ders çalış.” demek yerine,
“Bugün neyi tamamlamak istiyorsun?” diye sormak…
“Bunu ne zaman yaparsan senin için daha kolay olur?” demek…
“Yetiştiremezsen yarın nasıl düzenleyebiliriz?” diye düşünmek…
Çocuğa hazır bir hayat vermek yerine, kendi hayatını düzenleyebilme becerisi kazandırmaktır.
Çünkü bir gün çocuklarımız büyüyecek.
Onların yanında sürekli ders programı hazırlayan, çantasını düzenleyen, ödevini hatırlatan birileri olmayacak.
Kendi zamanlarını kendileri yönetecekler.
Kendi kararlarını kendileri verecekler.
Kendi hedeflerini kendileri belirleyecekler.
İşte bugün kazandıkları küçük alışkanlıklar, yarının büyük sorumluluklarının temelini oluşturacak.
Bu yüzden çocuklara yalnızca başarıyı değil, başarıya giden yolu öğretmeliyiz.
Onlara sadece hedef koymayı değil, hedefe ulaşmak için sabırlı olmayı öğretmeliyiz.
Sadece çalışmayı değil, dinlenmeyi de…
Sadece kazanmayı değil, kaybettiklerinde yeniden başlamayı da…
Sadece plan yapmayı değil, gerektiğinde planını değiştirebilmeyi de…
Ve belki de en önemlisi, kendi hayatlarının sorumluluğunu yavaş yavaş ellerine bırakmalıyız.
Çünkü çocuklarımızın geleceğini onlar adına planlayamayız.
Ama onlara kendi yollarını çizebilecek bir pusula verebiliriz.
O pusulanın adı bazen disiplin, bazen sabır, bazen sorumluluk, bazen de planlı yaşamaktır.
Hayatın bütün yollarını önceden bilemeyiz.
Ama yönümüzü bilirsek, yol bizi nereye götürürse götürsün yeniden başlayabiliriz.
Unutmayalım; büyük hayaller bir gecede gerçekleşmez. Büyük hayaller, her sabah atılan küçük ama bilinçli adımlarla büyür.
Ve bir çocuğa verebileceğimiz en güzel şeylerden biri, ona sadece “Nereye ulaşacağını” değil, oraya nasıl ulaşacağını da öğretmektir.




