Ben Can, sekiz yaşındayım. Ailemle birlikte bir sahil kasabasında yaşıyoruz. En sevdiğim şey, dışarı çıkıp ağaçları seyrede seyrede kırmızı bisikletimle dolaşmak.
Yaşadığımız yerde, içinde her çeşit oyun alanının bulunduğu kocaman ve rengârenk bir park var. Her hafta sonu ailemle birlikte bu parka gideriz. Parkta, kocaman ağacın altında eski bir bank bulunur. O bankı çok severim. Çünkü her hafta sonu, eğer boşsa ailemle birlikte orada piknik yaparız. Yaşlı teyzeler ve dedeler de o bankta oturup sohbet ederler. Kuş sesleriyle dolu, huzurlu bir yerdir burası.
Size bu ağaçla ilgili geçen yıl yaşadığım bir anımı anlatacağım.
Her zamanki gibi bir hafta sonu daha ailemle parka gittik. Amacımız, o ağacın altındaki bankta piknik yapmaktı. Fakat parka vardığımızda bizi hiç beklemediğimiz bir manzara karşıladı. Her yerde ambalajlar, çitlenmiş çekirdek kabukları ve su şişeleri vardı. Annemle babam çok şaşırdı. Ben de şaşırmıştım ama en çok üzüldüğüm şey, çok sevdiğim parkın bu hâle gelmesiydi. Tam o sırada yanımızdan geçen birinin şöyle dediğini duydum:
“Belediye de buraları hiç temizlemiyor!” Ben de hemen hemen herkes gibi aynı şeyi düşünüyordum.
Ama o an aklıma bir soru takıldı: “Peki, neden biz bir şey yapmıyoruz?”
Annemle babam, parkın bu hâlini görünce başka bir bankta piknik yapmamızın daha iyi olacağını düşündüler. Pikniğimizi yapıp eve döndük. Fakat aklım hâlâ o ağacın altındaki banktaydı.
Ertesi gün gördüklerimi en yakın arkadaşım Çınar’a anlattım. Çınar da çok şaşırdı. Çünkü top oynamaya bayılırdı ve o ağacın yakınında sık sık top oynardı. Sevdiği yerin bu hâle gelmesi onu da çok üzmüştü. İkimiz de işe koyulmaya karar verdik. Hiç vakit kaybetmeden parka gittik. Ama oraya vardığımızda gördüğümüz manzara bizi daha da üzdü. Bankın çevresi dünden bile kötüydü.
Çınar’la şaşırmış bir halde birbirimize baktık. Yerdeki çöpler o kadar çoktu ki nereden başlayacağımızı bilemedik. Yine de çöpleri toplamaya başladık.
Tam o sırada yanımızdan geçen bir adam bize bakıp şöyle dedi:
“Siz toplasanız ne olacak ki? İnsanlar yarın yine kirletecek.”
Çınar’ın yüzü düştü. Elindeki poşeti yere bıraktı.
“Can, bence boşuna uğraşıyoruz.” dedi.
Ben de ne söyleyeceğimi bilemedim. Tam vazgeçecekken bankta oturan yaşlı bir dede yanımıza geldi.
“Ben sizin yaşınızdayken bu ağaç küçücük bir fidandı.” dedi. “Mahalledeki çocuklarla birlikte dikmiştik. Yıllar boyunca insanlar bu ağacın gölgesinde dinlendi, çocuklar burada oynadı. Bu bankın nice güzel anısı var.”
Başımı kaldırıp ağaca baktım. Onu daha önce hiç böyle düşünmemiştim.
“Peki dede, burayı neden kirletiyorlar?” diye sordum.
Dede gülümsedi.
“Bazen bir şeyin değişmesi için bir kişinin ilk adımı atması yeterlidir. Belki de başkaları sizin sayenizde harekete geçer.”
Çınar’la göz göze geldik. Poşeti yeniden elimize aldık ve temizlemeye devam ettik.
O gün eve dönerken aklıma bir fikir geldi.
Ertesi sabah Çınar’la birlikte renkli kalemlerimizi ve kartonlarımızı alıp parka gittik. Üzerine bir ağaç resmi çizdiğimiz küçük bir tabela hazırladık. Tabelaya kendi cümlelerimizle şunu yazdık:
“Bu ağacın da bir hikâyesi var. Sen de onun güzel hikâyesinin bir parçası ol!”
Tabelayı yerleştirmek için ailelerimizden yardım istedik. Sonraki günlerde parkta küçük değişiklikler olmaya başladı. Bir çocuk çöpünü yere atmak yerine çöp kutusuna attı. Bir teyze bankın çevresini temizlememize yardım etti. Bir baba da çocuklarıyla birlikte ağacın altındaki çöpleri topladı.
Çınar’la birbirimize bakıp güldük. Başarmaya başlamıştık!
Elbette herkes tabeladaki mesaja uymuyordu. Bazen insanların yine çöplerini yere attığını görüyorduk. Ama birçok kişi de daha dikkatli davranmaya başlamıştı. Bu bizi çok mutlu ediyordu.
Olanları heyecanla anneme anlattık. Annem bizi dinledikten sonra gülümsedi ve ikimizi de kucakladı.
“Aferin çocuklar! Ne güzel bir iş başarmışsınız.” dedi. Sonra sözlerine devam etti:
“Ama unutmayın, güzel şeyler bir anda değişmez. Siz ne kadar uğraşsanız da kurallara uymayan insanlar olabilir. Onların davranışlarına bakıp yaptığınız iyilikten vazgeçmeyin. Doğayı korumaya devam edin. Çünkü değişim bazen yavaş ilerler. Önemli olan doğru bildiğiniz şeyi yapmaktan vazgeçmemektir. Attığınız küçücük bir adım, başkalarına da ilham verebilir.”
Annem ikimizi de öptü. Onun sözlerini düşünürken içimde sıcacık bir mutluluk hissettim. Belki de gerçekten bir şeyleri değiştirebilirdik.
Birkaç gün sonra Çınar’la yeniden parka gittik. Ağacın altındaki bank tertemizdi. Çevredeki çocuklar neşeyle oyun oynuyor, kuşlar dalların arasında cıvıldıyordu. Çınar’la top oynayıp doyasıya eğlendik.
Bir ara durup ağaca baktım. Dallarının arasında hafif bir rüzgâr dolaşıyor, yaprakları usulca sallanıyordu. Sanki bize teşekkür ediyordu.
O gün anladım ki çok sevdiğimiz bir yeri korumak, orada geçirdiğimiz güzel anıları da korumaktı. Üstelik bir şeyleri değiştirmek için kocaman olmak ya da tek başına her şeyi başarmak gerekmiyordu.




