ÜÇ KELİME

Bir gün adınızın değiştiğini düşünün.

Defterinizi açıyorsunuz, başka bir isim yazıyor. Sıranızı kontrol ediyorsunuz, orada da başka bir isim. Listenin başında, kitaplarınızın üzerinde, hatta belki arkadaşlarınızın rehberinde bile artık başka bir isim yazıyor.

Sizce ne olurdu?

Belki önce şaşırırdınız, sonra o isme uzun uzun bakardınız. Çünkü o sabah artık adınız “meraklı” olmuştu.

Peki, sizce “meraklı” kelimesi gerçekten sizi anlatıyor muydu?

Belki evet, belki de hayır. Çünkü bir insanı sadece adıyla anlatmak ne kadar mümkün olabilir ki?

Düşünsenize…

Sınıftaki arkadaşınızın adı “cesur” olsaydı ama aslında karanlıktan korksaydı.
Neşeli olan arkadaşınız bazı günler hiç konuşmak istemeseydi.
Çalışkan dediğimiz kişi bazen ödev yapmak yerine bütün akşamını hayal kurarak geçirseydi.
Sessiz dediğimiz arkadaşımızın kafasının içinde herkesten daha fazla düşünce olsaydı.

İşte o zaman isimlerin ne kadar küçük bir şey olduğunu ama insanların birbirine taktığı bazı isimlerin ne kadar büyük olabileceğini anlardık.

Çünkü bazen insanlara sadece adlarıyla değil, davranışlarıyla da isimler koyuyoruz:

Çok utangaç,
Çok yaramaz,
Çok çalışkan,
Çok tembel,
Çok konuşuyor,
Hiç konuşmuyor…

Belki de bir insan gerçekten tek bir kelimeye sığabilir mi? Sen kendini tek bir kelimeyle anlatabilir miydin? Ben anlatamazdım.

Çünkü insan bazen aynı gün içinde bile değişebilir.

Sabah neşeli olabiliriz, öğleden sonra biraz dalgınlaşabiliriz. Bir arkadaşımızı güldürebilir, birkaç dakika sonra kendimiz durgunlaşabiliriz. Bazen cesur oluruz, bazen korkarız. Bazen çok konuşuruz, bazen sadece dinlemek isteriz. Bazen herkese yardım etmek isteriz, bazen de kendi içimizde olup bitenleri anlamaya çalışırız.

O halde hangimiz gerçek? Belki de hepsi.

Belki insan olmak biraz da budur: Tek bir kelimeye sığmamak.

Sen okulun ilk gününü hatırlıyor musun?

Ben hatırlıyorum. Öğretmenim tahtaya bir soru yazmıştı: “Kendinizi 3 kelime ile tanıtın.” Herkes düşünmeye başlamıştı.

Bir arkadaşım “neşeli, yardımsever, komik” yazıyor,
Başkası “çalışkan, sakin, meraklı” diyor,
Bir başkası hiç düşünmeden üç kelimeyi sıralıyor.

Ben ise kâğıda bakıp bir süre düşündüm ve “Şu anlık bilmiyorum.” yazdım.

Kendimi 3 kelimeye sığdırmak bana biraz zor geliyor. Çünkü bugün olduğum kişiyle yarın olacağım kişinin aynı olup olmadığını bilmiyorum.

Peki ya bana yetmediği gibi size de 3 kelime yetmiyorsa? Ya kendinizi anlatmaya başladığınızda üçüncü kelimeden sonra aklınıza dördüncüsü, beşincisi, altıncısı geliyorsa?

Belki prensessiniz ama aynı zamanda biraz korkaksınız.
Belki de çok konuşkansınız ama bazı konularda tek kelime bile etmek istemiyorsunuz.
Belki çok başarılısınız ama kendinize güvenmediğiniz zamanlar oluyor.
Belki de henüz kendinizi tanımaya çalışıyorsunuz.

Bunda yanlış hiçbir şey yok. Çünkü büyürken kendimizi tanımaya devam ediyoruz.

Bugün sevdiğiniz bir şeyi yarın sevmeyebilirsiniz. Çocukken kurduğunuz bir hayal değişebilir. Bir zamanlar korktuğunuz şeyin üstesinden gelebilirsiniz. Hatta yıllar sonra aynaya bakıp “Ben eskiden böyle biri değilmişim.” diyebilirsiniz.

Ama belki de mesele değişmek değildir. Belki mesele, değişirken kendimizi kaybetmemektir.

Bu yüzden bir daha biri size “Sen zaten böylesin.” dediğinde biraz düşünün. Gerçekten öyle misiniz, yoksa birileri sizi uzun zaman önce tek bir kelimeyle anlatmaya karar verdiği için mi böyle sanıyorsunuz?

Belki utangaç dedikleri çocuk aslında sadece doğru insanlarla konuşmayı bekliyordur.
Belki hayalperest dedikleri çocuk bir gün çok güzel hikâyeler yazacaktır.
Belki çok soru soruyor dedikleri çocuk yıllar sonra o soruların peşinden çok güzel yerlere gidecektir.

O yüzden kendinize hemen bir isim koymak zorunda değilsiniz. Kendinizi tamamlamak için acele etmeyin.

Çünkü siz hâlâ yazılmakta olan bir hikâyesiniz ve hikâyenin en güzel tarafı da şu:

Son sayfasını henüz kimse bilmiyor.

Belki bugün kendinize “meraklı” dersiniz, yarın “cesur” olursunuz, başka bir gün “hayalperest”.

Ama belki bütün bunların yanında yalnızca size ait, başka bir isminiz vardır. Kimsenin sizin için henüz düşünmediği bir isim.

Şimdi sıra sizde:

Eğer bugün kendinize birden fazla isim verebilseydiniz, bu isimler ne olurdu?

Cesur mu, meraklı mı, hayalperest mi, özgür mü?
Yoksa yalnızca sizin hikâyenizde anlamı olan, başka hiç kimsenin kullanmadığı bir isim mi?

Ama unutmayın…

Daha kendinize vereceğiniz bütün isimleri keşfetmediniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir