BAYRAM ÇOCUKLARI

Dini bayramlarımızdan bir tanesi olan Kurban Bayramı’nın arefesindeyiz. Kurban Bayramı; bildiğimiz üzere Hz. İbrahim’in rüyasında Allah’ın emri üzerine Hz. İsmail’i kurban etmesi gereken, büyük bir sadakat ve teslimiyet sınavına dayanır. Baba ve oğlun bu emre tereddütsüz itaat etmesi üzerine Allah tarafından bir koç gönderilmiş ve kurban edilmiştir.

Biz de bu teslimiyet örneğini her yıl tekrar ederek Rabbimize olan bağlılığımızı kanıtlamaya çalışıyoruz. Yüzyıllardır geleneksel olarak uygulanan bayram adetlerimiz, o günleri daha da özel kılıyor. Yeni veya temiz kıyafetler hazırlamak, gelenleri kolonya ve çikolata ile karşılamak, sofra kurmak, tatlı ikram etmek, kapıya gelen çocuklara şeker dağıtmak, harçlık vermek, büyükleri ziyaret edip ellerini öpmek gibi…

Yetişkinler olarak bayram günleri bu adetleri eksiksiz uygulamak istiyoruz.  Çocuklarımızın da “geleneklerimizi öğrenmeleri adına” yaptığımız her davranışı, tekrar etmelerini bekliyoruz. Onlara, ısrarla el öpmelerini, misafirlerin yanında oturmalarını, sordukları sorulara düzgün cevaplar vermelerini, yaşı biraz büyükse ikramlık sunulurken yardım etmelerini tembihliyoruz. Bunun yanında büyükler tarafından densizce gelen sorulara, zorla el öptürmelere, sarılmalara, bunu yapmazlarsa harçlık alamayacakları gibi düşüncesizce yapılan zorbalıklara da katlanmalarını bekliyoruz.

Çocuklarımızın geleneklerimizi öğrenmeleri konusunda hemfikiriz. Ama bu öğreti; baskı ve zorla değil, severek ve isteyerek olmalıdır. Ebeveynler olarak çocuklarımızı çok iyi tanımalı ve sınırlarını bilmeliyiz. Eğer çocuklar geleneklerimizi bilmiyorsa, bayram arefesinde onlarla yapacağımız ufak bir sohbet, çok faydalı olacaktır. Büyüklerin elleri öpülüp, onlara saygı ve sevgi gösterilmelidir fakat çocukların pek tanımadığı uzak akrabalara, hoşlanmadığı, yanında kendini rahat hissetmediği kişilere zorla yakınlık göstermesi beklenmemelidir. Kalabalık ortama çıkması için ısrar edilmemeli, sınırları dahilinde rahat edebileceği ortamda bulunması sağlanmalıdır. Bazı insanların, iletişime geçme çabası, çocukları huzursuz edebilir. “Sen gel benim çocuğum ol!”, “Seni bizim eve götüreyim!”, “Öpmezsen harçlık vermem!”, “Sen ne çirkinsin!”, “Anneni mi çok seviyorsun babanı mı?”  gibi çocukların iç dünyasında farklı yorumlayacakları söylemler ile iletişim kurulmamalıdır. Zorla kucağa oturtmak, sarılıp öpmekte ısrar etmek, sıkıştırmak gibi fiziki hareketlerle de çocukların kişisel sınırları ihlal edilmemelidir. Çocuklarımızın kendilerini rahatsız hissettikleri ya da zorbalığa maruz kaldıkları ortamlarda zorla bulunmaları  bayramlara karşı olumsuz duygular geliştirmesine neden olabilir. Bu sebeple evladımızı  bu tarz davranışlarda bulunan insanlarla muhatap olmaya zorlamamalıyız. Gerekirse tepkimizi göstermeli ve bizler de bunları yapmama noktasında özenli davranmalıyız.

Özellikle bu bayram da kurban kesilirken, yedi yaş altı çocukların izlemesine engel olmalıyız. Yaşı büyük olsa bile “eğer istemiyorsa” bu görüntülere maruz bırakmamalıyız. Eğer çocuk kesim sırasında izlemiş ve bunu sorguluyorsa, mutlaka onunla konuşmalı; Kurban Bayramı hakkında yaşına uygun ve açıklayıcı bilgiler vererek yaşadığı duyguları anlamasına yardımcı olmalıyız.

Bayram çocuklara; sevildiğini, güvende olduğunu ve bir aileye ait olduğunu hissettirmelidir. Huzur, neşe ve güzel anılar bırakmalıdır. Paylaşmanın, dayanışmanın, saygının ve birlikte olmanın sıcaklığı, ihtiyaç sahiplerini gözetmenin, büyükleri ziyaret etmenin ve kırgınlıkları geride bırakmanın güzel bir vesilesi olduğu hissettirilmelidir. Dini açıdan bayram; çocuklara korkuyla ya da zorunluluklarla değil, merhamet, paylaşma ve şükür duygusuyla anlatılmalıdır.  Onların sınırlarını koruyarak, anlayışlı davranarak, psikolojik ve fiziksel olarak rahatsız etmeden yaklaşarak, geleneklerimizi öğrenip sevmelerini sağlayabiliriz. Bu şekilde davranmak, gelecekte ebeveyn adayı olan çocuklarımız için örnek teşkil edecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir