ATALAR YANILDI MI?

“Atalar yanılmaz.” Bu cümleyi sık sık duyarız. Çünkü atasözlerinin, yüzyıllar boyunca biriken tecrübelerin ürünü olduğu söylenir. Gerçekten de öyledir. Bir atasözü kolay kolay ortaya çıkmaz; yaşanmış olaylar, ortak deneyimler ve uzun gözlemler sonunda doğar. Peki bu, onların her zaman doğru olduğu anlamına mı gelir?

Sanırım cevap “hayır”. Çünkü atasözleri hayatın tamamını değil, yalnızca bir bölümünü anlatır. Hayat ise tek bir cümleye sığmayacak kadar zengindir.

“Dost kara günde belli olur.” deriz. Oysa bazen dost kara günde değil, senin en mutlu gününde belli olur. Zor zamanında yanında duran biri, başarını kıskanabilir, sevincini paylaşmak yerine sessizleşebilir. Demek ki dostluğu yalnızca sıkıntıyla ölçmek yetmez.

“Erken kalkan yol alır.” sözü de çoğu zaman doğrudur. Ancak sadece erken kalkmak, başarı için yeterli değildir. Plan yapmadan çalışan biri, geç başlamış ama zamanını iyi kullanan birinden daha geride kalabilir. Demek ki başarıyı belirleyen yalnızca saat değil, emektir.

“Acele işe şeytan karışır.” deriz. Çoğu zaman acelecilik hata yaptırır ama bazen de fazla beklemek fırsatları kaçırmaya sebep olur. Bir doktorun acil müdahalesi, bir itfaiyecinin hızlı kararı ya da son saniyede atılan doğru bir adım hayat kurtarabilir. Bazı anlarda hız hata değil, gerekliliktir.

“Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.” deriz. Bu söz farklılıklara saygıyı öğretir ama her yöntemin doğru olduğunu söylemez. Bazen başkalarının tecrübelerinden öğrenmek, kendi bildiğimiz yolda ısrar etmekten daha akıllıcadır.

Bütün bunlar bize önemli bir şey anlatıyor: Atasözleri pusulaya benzer. Yön gösterirler ama yolu senin yerine yürümezler. Her durumda aynı sonuca varacak kurallar değildir. Çünkü insanlar değişir, toplumlar değişir, hatta aynı insan bile farklı zamanlarda aynı olaya farklı tepkiler verebilir.

Bilim neden gelişiyor? Çünkü insanlar, “Eskiden böyle biliyorduk ama doğru mu?” diye sormaktan vazgeçmiyor. Dünya’nın düz olduğu sanılıyordu, yanlıştı. Hastalıkların nedeni hakkında bambaşka düşünceler vardı, yanlıştı. Eğer insanlar eski bilgileri sorgulamaktan korksalaydı, bugün bildiğimiz pek çok doğruya ulaşamazdık. Atasözleri de bundan farklı değildir. Onlara saygı duyabiliriz çünkü geçmişten gelen değerli bir mirastır. Ancak saygı duymak, sorgulamamak anlamına gelmez. Tam tersine, gerçek saygı onları anlamaya çalışmak, hangi durumda doğru olduklarını hangi durumda eksik kaldıklarını fark edebilmektir.

En doğru soru, “Atalar yanıldı mı?” değildir. Asıl soru şudur: Biz, ataların sözlerini doğru yerde kullanabiliyor muyuz? Bazen yanlış olan atasözü değil, bizim onu her duruma uydurmaya çalışmamızdır. Bilgelik, eski sözleri ezberlemekten değil, onları düşünerek, tartarak gerektiğinde yeni deneyimlerle tamamlayabilmekten doğar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir