KUMLARIN ÜZERİNE YAĞAN HAYAL

Yusuf çölde yaşıyordu. Sabahları güneş kumları altın gibi parlatır, akşamları sıcak rüzgâr pencereleri titretirdi. Şehirde herkes sıcağa alışmıştı. Ama Yusuf’un içinde kimsenin bilmediği küçük bir kış vardı. Çünkü Yusuf hayatında hiç kar görmemişti.

Kitaplarda görmüştü, videolar da izlemişti. İnsanların kartopu oynadığını, kardan adam yaptığını biliyordu. Ama bunlar ona masal gibi geliyordu.

Bir gün öğretmeni sınıfa sordu:

“En çok görmek istediğiniz şey ne, çocuklar?”

Sırayla cevap verdiler: Dev bir lunapark, uzay gemisi, kocaman bir oyun parkı…

Sıra Yusuf’a gelince sessizce, “Kar yağışı.” dedi.

Sınıf biraz sustu. Sonra birkaç kişi gülümsedi. “Buraya mı? İmkansız.”

Yusuf başını eğdi. Ama hayalinden vazgeçmedi. O gece yatağında penceresini açtı, gökyüzüne baktı ve “Bir gün, sadece bir kez kar görebilir miyim?” diye fısıldadı.

Ertesi gün okul dönüşü eski bir dükkanın önünden geçerken raftaki küçük bir kar küresi dikkatini çekti. İçinde minik bir ev, birkaç çam ağacı ve beyaz kar taneleri vardı.

Dükkan sahibi yaşlı adam, Yusuf’a bakıp gülümsedi.

“Bazı insanlar hiç kar görmeden bile özler.” dedi.

Yusuf şaşırdı. “Ben hiç görmedim.” dedi sessizce.

Yaşlı adam, kar küresini ona uzattı.

“Bazen en büyük hayaller küçük bir umutla başlar.”

Yusuf küreyi hafifçe salladı. İçinde beyaz sahneler dönmeye başladı.

O gece kar küresini yatağının yanına koydu, uzun uzun izledi. Sonra gözleri yavaşça kapandı.

Sabah uyandığında, pencerenin önünde küçük beyazlıklar gördü. Kar değildi ama annesinin saksısındaki çiçekler beyaz açmıştı. Bahçedeki kuru dalların üzerine beyaz tüyler konmuştu. Gökyüzündeki bulutlar bile her zamankinden daha yumuşak görünüyordu.

Yusuf gülümsedi. Belki şehirlerinde gerçekten kar yağmamıştı ama içindeki umut büyümüştü.

Aradan günler geçti. Bir sabah insanlar şaşkınlıkla gökyüzüne baktı. Hava her zamankinden daha soğuktu. Sonra gökyüzünden küçük, beyaz bir tanecik süzüldü.

Yusuf, heyecanla avucunu açtı. Minik bir kar tanesi eline kondu ve hemen eridi. Ama onun için o kar tanesi her şeyden fazlaydı.

Yusuf o gün şunu öğrendi: Umut etmek, imkânsızın kapısını aralamanın ilk adımıydı. İnsan, hayallerinden vazgeçmediğinde mucizeler yavaş yavaş gerçekleşmeye başlardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir