GÜCÜN ÖTESİNDE

Çok yüksek dağların arasında, insanların, hayvanların ve devlerin birlikte yaşadığı küçük ve renkli bir krallık vardı. Bu krallıkta herkesin kendine özgü bir yeteneği bulunurdu. Devler güçlüydü, hayvanlar çevikti, insanlar ise zekâlarıyla birçok işin üstesinden gelirdi.

Krallıkta Lumi adında genç bir dev yaşardı. Lumi güçlü olmayı çok severdi, karşısına çıkan her işi kendi başına yapabileceğine inanırdı. Bir gün krallıkta, dağın tepesindeki eski kuleye ulaşmak için büyük bir yarış düzenleneceğini duydu. Yarışı tamamlayanlara altın bir madalya verilecekti. Lumi bu haberi duyunca çok heyecanlandı.

“Bu yarışı kesinlikle ben kazanacağım!” diyerek yola çıktı.

Dağın yolunda ilerlerken karşısına devrilmiş kocaman bir ağaç çıktı. Lumi ağacın yanına gidip onu kaldırmaya çalıştı. Bütün gücünü kullandı, itti, çekti ama ağaç yerinden bile kımıldamadı. Tam yeniden deneyecekken yanına bir ayı geldi.

“İstersen sana yardım edebilirim,” dedi.

Lumi önce biraz utandı. Sonra ağaca baktı ve ne kadar güçlü olursa olsun onu tek başına kaldıramayacağını anladı.

“Olur,” diyerek ayının yardımını kabul etti. Birlikte uğraşınca ağacı kenara çekmeyi başardılar.

Lumi yoluna devam ederken içinden, “Demek ki bazen gücüm yetmeyebilir,” diye düşündü.

Fakat biraz ileride karşısına çıkan başka bir engelle karşılaşınca, eski alışkanlığı yine ağır bastı. Yolun ortasında büyük ve kalın bir tahta duruyordu. Tahtanın altından geçmek mümkün değildi. Lumi tahtaya baktı ve onu kaldırıp kenara koyabileceğini düşündü. Ayı, “İstersen yine birlikte deneyebiliriz,” dedi ama Lumi bu kez tek başına yapmak istedi.

Tahtanın ağır olduğunu düşünerek bütün gücüyle onu kaldırmaya çalıştı. Bir kez itti, sonra sertçe çekti. Tahta önce çatırdadı, ardından ikiye ayrılarak kırıldı. Lumi şaşkınlıkla kırılan tahtaya baktı. Ama bu kez o güç sorunu çözmek yerine tahtayı kırmıştı.

Bir süre sessiz kaldı. Sonra ayıya dönüp, “Sanırım bunu da birlikte düşünmeliydik,” dedi. Ayı gülümsedi.

“Bazen güçlü olmak, her şeyi tek başına yapmak değildir. Ne zaman yardım isteyeceğini bilmektir,” dedi.

Lumi bu sözleri düşünerek yola devam etti. Yarışma alanına vardığında herkes çok heyecanlı görünüyordu. Yarışma başladı ve Lumi, yardımlaşmanın önemini anladığı için herkese yardım etti. Yardım ede ede en son aşamaya gelmişlerdi.

Yolun ortasında derin bir çukur çıktı. Çukurun üzerinden geçmek için kullanabilecek uzun dallar vardı ama tek başına hiçbiri yeterince sağlam değildi. Lumi bu kez hemen yardım istemekten çekinmedi. Ayı ve yoldaki diğer yarışmacılar da yanına geldi. Birlikte dalları birleştirdiler ve güvenli bir geçit oluşturdular.

Sonunda dağın tepesindeki eski kuleye ulaştılar. Kulenin büyük kapısında şu sözler yazıyordu:

“Gerçek güç, her şeyi tek başına yapmak değil, gerektiğinde başkalarının gücünü yanına almaktır.” Lumi bu yazıyı okuyunca gülümsedi. Yarışın başında madalya kazanmanın en güçlü olmak anlamına geldiğini düşünmüştü. Oysa şimdi, başkalarından yardım istemenin onu küçültmediğini, tam tersine birlikte daha güçlü olduklarını anlamıştı.

Yarışmacılar son engeli birlikte aştıkları için madalyalarını beraber aldılar. Lumi madalyasına bakarken artık yalnızca kazandığı için değil, öğrendiği şey için mutluydu.

O günden sonra karşısına zor bir iş çıksa, önce kendi gücünü denerdi, yetmediğinde ise yardım istemekten çekinmezdi. Çünkü artık biliyordu:

Bazı yollar tek başına yürünmez. Bazen en büyük güç, el ele vermektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir