Sosyal medyada içerik üretilirken “mizah” adı altında yapılan bazı videolar veya görseller, gerçeği yansıtıyor gibi görünse de aslında büyük bir yanılsama yaratıyor. Biz bunları gülümseyerek izliyoruz fakat çocuklarımız?
Biliyorsunuz ki yapay zekâ, hangi tür içeriklerle ilgilendiğinizi tespit ederek önünüze daha fazlasını çıkarıyor. Buna “Filtre Balonu” deniyor. Biz izledikçe, bir şekilde çocuklarımızı da bu içeriklere maruz bırakıyoruz.
Şöyle de düşünebiliriz: Biz bu tarz yayınları izledikçe daha fazlası üretiliyor. Arz-talep meselesi… Bu durumda çocuklarımızın bu içeriklerle karşılaşma oranı da yükseliyor.
Örneğin; okulların açılmasına sevinen anne-baba, üzülen öğretmen, bayram eden kantinci gibi videolar evlatlarımızı olumsuz yönde etkiliyor.
Birkaç gün önce kızım bana, “Anne, okullar açılıyor, biz artık evde olmayacağız. Hadi iyisin, kafa dinleyeceksin!” gibi bir cümleler kurdu.
Ben çalışan bir anneyim. Tatil günleri büyükannelerine gittikleri için gündüz evde beraber olamıyoruz zaten. Kızımın bana, “Hadi iyisin, gündüz evde bizimle uğraşmayacaksın.” söylemi bizim ailemiz için geçerli değil. Nitekim izinli olmadığım sürece onlarla gün içinde beraber olamıyorum.
Peki, on yaşında bir çocuk neden yaşamadığı bir şeyi bana söyleme gereği duyuyor?
Gülerek söylediği bu cümlenin arkasını araştırdığımda komedi videoları çıkıyor. Çocuklar izledikleri içerikleri genelleyebiliyorlar. Yaşları gereği, konunun verdiği mesajı kendi hayatlarında nasıl karşılık bulduğunu değerlendirecek kapasiteye henüz sahip değiller. Sanıyorlar ki bütün anneler okullar açıldığı için seviniyor, bütün öğretmenler üzülüyor.
Bu düşünce aslında çocuklar için ne kadar yaralayıcı…
En güvende hissettikleri, aitlik duygusunu tattıkları iki mekânda da istenmedikleri algısı yaratılıyor. Onların önüne düşen videolara biz gülsek de evlatlarımız içerliyor.
Sosyal medyanın bilinçli kullanılması gerektiğinin önemini bir kez daha belirtelim. Bizim için komik olan; fakat çocuklar, yaşlılar, engelliler gibi içeriklere malzeme edilen özel grupların duygularını yok saymayalım.
Günümüzde kalp kırmak sadece söylemlerle değil, sosyal medya aracılığıyla da mümkün.
İzlediğimiz içeriklere dikkat edelim, duyarlı olalım! Talep etmeyelim ki arz oluşmasın.
Bilinçli toplum, sorgulayan ve düşünen bireylerle mümkündür.
Geleceğimiz olan evlatlarımız için komiklik adı altında düşüncesizce yapılan video ve görsellerden uzak duralım.




