Yaz tatili denildiğinde çoğumuzun zihninde bavullar hazırlanır, yol planları yapılır, deniz kenarları hayal edilir. Oysa çocuklarımızın hafızasında en çok yer eden şey, gidilen şehirler değil; anne ve babalarıyla geçirdikleri samimi, güven dolu anlardır.
Son yıllarda tatil kavramını biraz yanlış anlamaya başladık. Çocuklarımızın mutlu olabilmesi için uzak diyarlara gitmemiz, lüks otellerde konaklamamız ya da yüksek bütçeler ayırmamız gerektiğine inanıyoruz. Hâlbuki gerçek tatil; zamanın yavaşladığı, aile bağlarının güçlendiği ve birlikte öğrenmenin keyfe dönüştüğü anlardır.
Çocuklar için dünyanın en büyük sınıfı aslında yaşamın kendisidir. Mutfakta yapılan bir kurabiye, matematik dersine dönüşebilir. Bir çiçeğin büyümesini izlemek sabrı, sorumluluğu ve doğa sevgisini öğretebilir. Birlikte okunan kitaplar hayal dünyasını geliştirirken, sohbet etmek çocuklarımızın kendilerini ifade edebilme becerisini güçlendirir.
Tatili eğitime dönüştürmek zor değildir; yeter ki çocuklarımızın merak duygusunu canlı tutabilelim. Evde küçük deneyler yapmak, birlikte yemek hazırlamak, ailece kitap okuma saatleri oluşturmak, hikâyeler yazmak, resim yapmak, bitki yetiştirmek, günlük tutmak, kutu oyunları oynamak, birlikte belgesel izleyip üzerine konuşmak… Bunların her biri hem eğlenceli hem de öğretici birer öğrenme yolculuğudur.
Bu süreçte fark ettiğim en önemli gerçeklerden biri de şudur: Çocuğumu geliştirirken aslında ben de gelişiyorum. Onun sorduğu sorular beni araştırmaya yöneltiyor, birlikte okuduğumuz her kitap bana yeni pencereler açıyor. Sabretmeyi, dinlemeyi ve bazen dünyaya bir çocuğun gözünden bakabilmeyi yeniden öğreniyorum.
Belki de çocuk yetiştirmenin en güzel tarafı budur. Biz onları geleceğe hazırlarken, onlar da bizi daha bilinçli, daha üretken ve daha güçlü bireyler hâline getiriyor.
Tatil: yalnızca dinlenmek değildir. Tatil: birlikte üretmek, birlikte keşfetmek ve birlikte büyümektir. Bunun için kilometrelerce yol gitmeye gerek yoktur. Sevginin olduğu her ev, bir okul; ilginin olduğu her masa, bir atölye; kahkahaların yükseldiği her oda unutulmaz bir tatil hatırasıdır.
Gelin bu yaz çocuklarımızın elinden daha sık tutalım. Telefon ekranlarına ayırdığımız zamanı biraz da onların gözlerinin içine bakarak geçirelim. Çünkü çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras, satın aldığımız oyuncaklar ya da çıktığımız tatiller değil, birlikte kurduğumuz güzel anılar ve onlara hissettirdiğimiz sevgidir.
Unutmayalım: çocuklarımızın en sevdiği tatil rotası, anne ve babalarının yanında kendilerini değerli hissettikleri yerdir.
Sevgiyle kalın…




