AĞAÇ KÜTÜPHANESİ

Pencereden dışarıya bakıyordum. Hava hafif rüzgarlıydı. Sonbahara dayanamamış yapraklar, sararıp dökülmeye başlamıştı. Bazı dallarda ise yeşil kalmış, düşmemiş yapraklar vardı.

Neden bazıları sararıp dökülmeye başlamışken onlar hala yeşildi, bir anlam veremiyordum.

Annem bana bir kupa sıcacık süt getirmişti.

Anneme sordum aklımdaki soruyu.

” Anne neden bazı yapraklar dallarında düşmemiş ve hala sararmamış?”

Annem de benimle dışarı baktı.      

“Onlarda zamanla sararıp düşecektir.” dedi.

“Ama aynı ağaç ve aynı dalda olmalarına rağmen nasıl aynı anda düşmemişler?”

“Deniz, bunu istersen araştırabilirsin. Ben de merak ettim. Araştırman bitince bana da öğrendiklerini anlatırsın. Ben de öğrenmiş olurum.”

Bilgisayarı açtım ve bitkilerle ilgili birçok bilgiye ulaştım. Kendime de notlar alıyordum.

 Ne kadar vakit geçti bilmiyorum. Uykum gelmeye başladı.

Birden ne olduğunu anlamadığım bir şey oldu.

 Pencereden baktığımda ağaçtan bir kapı açıldı. Beni içeri çağırdı. Dışarı çıktım. İçeriyi çok merak ediyordum. Kapıdan eğilip girerken birden küçüldüm. Ağacın içinde kocaman bir kütüphane vardı. Her yer kitaptı ve kitapların sayfaları kurumuş yapraklardı. Elimi uzattım bir kitap çektim. Adı:

 “İnsanlardan Nasıl Korunabiliriz?”

 Çok şaşırdım. Ağaçlar bizden mi korunuyordu.

Ağaç konuştu:

“Sadece ağaçlar değil hayvanlarda bu kitaptan yararlanıyor.”

“Bu kadar korkutucu muyuz?” diye sordum.

“Hepiniz değil ama bazılarınız çok acımasız.” dedi ve devam etti:

“Hakları olmadan bizi istedikleri gibi kesiyor, canımızı acıtıyor hatta yangınlara sebep olup. Canım ormanları yakıyorlar. Bize sığınan hayvanlara da zarar veriyorlar.”

Haklıydı. Söyleyecek bir söz bulamadım. Bir kitap daha çektim. Adı:

“Kalabalık Yerlerden Uzaklaş”

Bir tane daha çektim. Adı:

“ Dikkat! İnsanlar Var ”

İnsan olmaktan utanç duydum. O sırada kapı açıldı. Bir sincap ve iki yavrusu geldi.

“Çocuklarım dün gezinirken, oldukları ağaca iki insan sapanla taş atmış. Çok korkmuşlardı. ‘Dikkat! İnsanlar Var’ kitabını istiyorum.”

 Benim elimdeydi utanarak uzattım.

 “Hey! Sen küçük bir insansın.” dedi anne sincap.

“Evet, çok özür dilerim! Yaşadıklarınıza çok üzüldüm. “

 Ağaç konuştu:

“ Senin suçun değil. Maalesef böyle insanlar hep var oldu. Bizim tek yapabildiğimiz bilinçli olmak.”

“Ben de sizler için elimden geleni yapacağım, merak etmeyin. Arkadaşlarımı da biliçlendireceğim.”

Ağaç:

“Söyle bakalım. Sen buraya neden geldin?”

“Sonbaharda bazı yaprakların dökülmesine rağmen, aynı daldaki bazı yaprakların hala yeşil kalmasını merak etmiştim. Bu konuyu araştırıyorken senin kapın açıldı ve kendimi burda buldum.”

“ O zaman doğru yerdesin. Senin anlayacağın şekilde anlatayım;

 Bir dalın gövdeye yakın kısmındaki yapraklar, ilk çıkan, yeşeren yapraklardır. Bunlar diğerlerinden önce çıktığı için yaşlı yaprak olurlar. Önce sararıp dökülenler bu yapraklardır.

 Uçtaki yapraklar ise daha aktif yapraklardır. Bunlar da genç yapraktır. Güneş ışığını daha iyi görürler ve daha geç yaşlanırlar. Tabi bir yaprağın önce sararması sadece bu etkilere bağlı değil. Gölgede kalması, ağacın dala daha az besin göndermesi gibi sebeplerde etkilidir.”

“Peki, bu kadar kurumuş yaprak toprak yüzeyine zararlı değil mi?”

“Aksine! Bu yapraklar en değerli geri dönüşüm malzemesidir.”

“ Nasıl ?”

“ Sana maddelerle açıklayayım:

-Çürüyerek toprağa karışan yapraklar mineral yönünden toprağı zenginleştirir.

– Sert toprakları gevşetir.

-Küçük böceklere kışın yuva olur.

-Toprağın nemli kalmasını sağlar

-Toprağı kışın donmaktan kurtarır.”

“Gerçekten ne çok faydası var… Üstelik kitaplarınız da bu yapraklara yazılmış.”

“Evet, onlar da bizim kağıdımız.”

Hayranlıkla kitapları incelemeye devam ediyordum. Annemin sesini duymaya başladım.

“Deniz, Deniz … Kızım uyan, boynun ağrıyacak.”

Masa başında uyuya kalmışım. Bütün bu yaşadıklarım rüya mıydı? Kendime gelince anneme öğrendiğim bilgileri anlattım. Hangi kaynaktan diye sorunca gülerek:

“Ağaç kütüphanesinden”  diye cevap verdim.

Ben gülüyordum ancak annem garip bir şekilde yüzüme bakıyordu. Ona gördüğüm rüyayı anlatınca o da gülmeye başladı. Pencereden dışarı baktığımda iki yavru sincap ve annesini ağacın bir yarığından içeri girerken gördüm. Acaba ağaç kütüphanesi gerçekten var mıydı?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir