Bir kayısı ağacının tatlı meyveler vermesi için onu sadece toprağa dikmek yetmez. Suyunu vermek, toprağını havalandırmak, gerektiğinde budamak, hastalıklardan ve zararlılardan korumak gerekir.
Fakat bazen tüm bunları eksiksiz yapsanız bile ağaç istediğiniz gibi meyve vermeyebilir. Beklenmedik bir don vurabilir, yağmur az ya da fazla gelebilir, kuraklık yaşanabilir…Ve o yıl meyve az olabilir, hatta hiç olmayabilir.
Peki, bu durumda ağacı suçlar mıyız? Elbette hayır.
Çocuklarımız da tıpkı bu ağaç gibi değil midir?
Onlara sevgimizi, ilgimizi, güvenli sınırlarımızı ve rehberliğimizi sunmak bizim sorumluluğumuzdur. Elimizden geleni yapar, ihtiyaçlarını gözetir, yollarını aydınlatırız. Ancak çocuğun mizacı, çevresi, deneyimleri ve hayatın getirdiği şartlar da onun gelişiminde büyük rol oynar.
Bu yüzden çocuğumuz beklediğimiz gibi davranmadığında onu suçlamak ya da yük olmak yerine durup düşünmeliyiz:
“Acaba bu ağaç neler yaşadı?”
Çünkü bizim görevimiz kusursuz bir meyve yetiştirmek değil; bir çocuğun kök salarken ihtiyaç duyduğu sevgiyi, ilgiyi ve güveni ona cömertçe sunabilmektir.
Sezen VURUCU
YAŞ: 28
MERSİN





Çok güzel bir yazı çak anlamlı tşkürler