RADYOLOJİ VE ÇOCUK

Radyoloji teknikeri bir anne olarak, hem sağlık çalışanı hem ebeveyn olmanın zorluklarını birebir yaşıyorum. Uzun süre çocuk hastanesinde görev yaptım. Tahmin edebileceğiniz gibi çocuklara grafi çekmek yetişkinlerden çok daha zordur. Orada çalıştığım sürenin bir bölümünde bekar veya çocuksuzdum. Röntgene gelen çocukların neden bu kadar tepki gösterdiğini anlayamıyordum. Zaman geçtikçe ve çocuklarım büyüdükçe, orada karşılaştığım çocuklarla kendi çocuklarımı kıyaslamaya ve sorunun ne olduğunu anlamaya başladım.

Yakın zamanda oğluma MR çektirdim. Yetişkinlerin dahi girmeye çekindiği o kapalı ve sesli bir ortama girmeye hiç itiraz etmedi. Ben ise çocuk hastanesinde, birkaç dakika sürecek çekim  için dakikalarca çocukları ikna etmeye çalıştığımızı hatırlıyorum. Ebeveynlerinin zoruyla “sıkıca tutmaya” çalışarak çektiğimiz grafileri de düşünürsek; çok nadir, sorun çıkarmadan röntgen çektiren çocuk oluyordu.

Bu anlaşılabilir bir durum ve her çocuğun fıtratı farklı olduğundan hastane krizini yönetmek zor. Fakat bazı yöntemler var ki, bu tarz kriz anlarında hatta daha öncesinden uygulanırsa büyük fayda sağlayacaktır.

Oğlum MR cihazına ilk girdiğinde üç yaşlarındaydı. (Takipli hasta olduğumuz için yılda iki kez çektirmemiz gerekiyor.) Ne zaman MR randevusu alsam o tarihe kadar oğluma ara ara çekim yapılacağını hatırlatıyorum. Rutin çekimi bilmesine rağmen sorduğu soruları ayrıntılı bir şekilde yanıtlıyorum. Çekim öncesinde, sırasında ve sonrasında neler olacağını her defasında tekrar ediyorum.

“Çocuklar bilmedikleri her şeyden korkarlar.”
Onlara mantıklı ve detaylı bilgi verilirse radyoloji biriminde korkulacak  bir durum olmadığını anlayacaklardır. Çocuk bir kere tepki vermeye başladıktan sonra doğrusunu anlatabilmek boşa kürek çekmek gibidir.
Burada önemli olan nokta, onlara hastane ortamında (doktor odası, laboratuvar veya röntgen odasında) neler olabileceğini öncesinde açıklamak ve sordukları sorulara net cevaplar vermektir. Nedense çocukların anlayamayacaklarını düşünüp, onlardan mantıklı cevapları esirgiyoruz. Hatta çoğu zaman cevap vermek külfet gibi geliyor. Halbuki onların en çok ihtiyacı olan şey, bilmedikleri konular hakkında net bilgilere sahip olmaktır.

Çocuklarla sohbet etmekten, sordukları sorulara akılcı cevaplar vermekten kaçınmayalım. Bu, sadece hastane ortamı için geçerli bir kural değildir. Hayatın her döneminde, yetişkin sayılana kadar çocukları bilinmezliklerle baş başa bırakıp korkularını artırmayalım. Yaşlarına en uygun şekilde, mantıklı cevaplarla kafalarındaki soru işaretlerini silelim. Böylece hayata daha güvenli adımlarla devam etsinler. Desteğimizi ve ilgimizi çocuklarımızdan esirgemeyelim.

Onlar bizim tecrübe ve rehberliğimizle hayattan korkmadan yollarına devam edeceklerdir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir