BENİM SIRAM NE ZAMAN?

Oyun saati gelmişti. Yanlarına vardığımda sayışmaya başlamışlardı.

“Ben de oynayacağım, beni de sayın,” dedim.

“Hayır! Geç kaldın. Grupları oluşturduk,” dediler.

Ahmet “İkinci turda alırız seni,” dedi.

Yaz tatilinde bir ay dedemlerle yaylada kalacaktım. Dedem, “Bak bu çocuklar bizim mahallenin çocukları. Arkadaş olursunuz,” diyerek tanıştırmıştı. Onlar da “Yarın gel oynarız,” demişlerdi.

Sabırla bekledim. “Ah! Ben ortada olsaydım, beni topla vuramazlardı,” diye düşündüm. Oyun uzadıkça uzadı. Bana bir türlü sıra gelmedi.

Oyun bitti, hemen aralarına girdim.

“Sıkıldık. Bu oyunu oynamayacağız,” dediler.

Hepsi bir tarafa koşup bağırmaya başladı.

“En son gelen ebeee!!!”

Ben oyunu anlayana kadar hepsi koştu. Tabi, ben kaldım. Ebe oldum ama olsun, ne güzel artık oynayacaktım. Çok çeviklerdi ve kimseyi yakalayamıyordum. Onlar keyifle gülüyordu. Tam birini yakaladım. Ebe değişecek diye kaçtım.

Ahmet, “Yeter bu oyun da sıkıcı oldu,” dedi. Ahmet grubun en sözü geçen çocuğuydu. Ben hariç hepsini evinin bahçesinden meyve toplamaya çağırdı. Bir de bana, “Sen gelemezsin,” dedi.

Kendimi bir aptal gibi hissettirmişlerdi. İçime öfke serpmişlerdi sanki.

Sonraki günlerde benzer şeyler yaşadım. Artık canım sokağa çıkmak istemiyordu. Pencerenin arkasından gizlice oyunlarını izliyordum. Dedem beni gördü.

“Hayırdır Efe, neden arkadaşlarınla oynamıyorsun?”

“Canım istemiyor,” dedim.

“Hasta mısın?”

“Hayır,” dedim.

“Kavga mı ettiniz?”

“Hayır,” Dedim.

“Şu işin doğrusunu anlat bakalım,” dedi. Ben de oyunda bana yapılanları ve hissettiklerimi anlattım.

Dedem, “Hadi gel, seninle bakkala gidelim,” dedi. Bir poşet çikolata ve yeni bir top aldı.  Çocukların yanına yaklaştık. “Çocuklar gelin bakalım,” diyerek hepsine birer çikolata verdi. Sevinçle alıp yediler. Hala torbada bir sürü çikolata vardı.

Dedem konuşmaya başladı:

“Çocuklar oyun oynamayı çok seviyorsunuz değil mi? Her çocuk sever. Kimse arkadaşları oynarken eve gelip oturmak istemez. Sizlerin yüreği daha tertemiz. Şimdiden oyunbozanlık yaparsanız temiz bir yürek yerine kapkara bir yürek kalır elinizde.”

Bana da bakarak devam etti:

“Kendi hakkınızı korumayı öğrenmelisiniz. Her zaman büyükler olmayacak yanınızda. İlla zamanla güzel bir yol bulacaksınız. Şu an zaman kısıtlı, tatiliniz az, ben diyorum ki aranıza yeni gelen arkadaşlarınıza da biraz fırsat verin.”

Yeni topu attı ortaya.

“Efe, yeni topunu ilk sizle oynamak istedi. Hadi bakalım, gün boyu birlik beraberlik içinde oynamak için kimler çaba gösterirse onlara bu çikolatalardan vereceğim. Sizleri evden izleyeceğim.”

Çocuklar beni aralarına aldılar. Başladık oynamaya. İlk başta herkesin aklında alacağı çikolata vardı. Oynadıkça dalıp gittik. Akılda ne çikolata kaldı ne de ev… Dedem bir süre sonra yanımıza geldi.

“Aferin çocuklar, hepinizle gurur duyuyorum! Siz yüreği kararmayan insanlar olacaksınız. Hepiniz hak ettiniz. Alın bakalım,” diyerek çikolataları dağıttı. Dedeme kocaman sarıldım ve teşekkür ettim. “İyi ki benim dedemsin,” dedim. Küçüktük ve büyüklerden daha öğreneceğimiz çok şey vardı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir