“Anne, parka çıkabilir miyiz artık?” diye sordu Ela. “Salıncaklara binmek için sabırsızlanıyorum!”
“İşim bitti, tatlım. Haydi, çıkalım.”
Ela annesinin elini tuttu. Birlikte apartmandan çıkıp parka doğru yürüdüler.
Dışarıda güneş pırıl pırıl parlıyordu.
“Yaşasın!” diye bağırdı Ela, karşıdaki parkı görünce.
Öyle hızlı yürüyordu ki annesi ona yetişmekte zorlanıyordu.
Parkta Ela gibi birçok çocuk vardı. Kimi kum havuzunda oyuncaklarıyla oynuyor, kimi tahterevallide bir aşağı bir yukarı yükseliyordu. Kaydıraktan kayan çocukların neşeli sesleri her yere yayılıyordu.
Ama Ela’nın gözü yalnızca salıncaktaydı.
Boş bir salıncak görünce hemen koşup oturdu. Zincirleri sıkıca tuttu ve ayaklarıyla kendini ileri doğru itti.
Öne…
Arkaya…
Öne…
Arkaya…
Salıncak gittikçe hızlandı.
Ela her ileri gidişinde gökyüzüne biraz daha yaklaşıyormuş gibi hissediyordu. Başının üzerinden uçan kuşlara el salladı.
“Merhaba!” diye seslendi.
Sanki birazdan kuşlarla birlikte uçacakmış gibi heyecanlandı.
Gerçek kanatları yoktu.
Ama bir salıncağı vardı.
Ela’ya göre bu, uçmak için yeterliydi!
Gökyüzündeki Oyun
Ela gözlerini gökyüzünden ayırmıyordu. Pofuduk bulutlar, mavi gökyüzünde yavaşça ilerliyordu.
Bir bulut dikkatini çekti.
Şu bulut aslana benziyor! diye düşündü.
Hemen yanındaki bulut ise uzun kulaklı bir tavşanı andırıyordu.
Ela gülümsedi.
“Tavşan kaç! Aslan seni yakalayacak!”
Ama tavşan bulutu çoktan uzaklaşmaya başlamıştı.
Ela’nın hayalinde aslan ve tavşan iki iyi arkadaştı. Her gün gökyüzünde buluşup birlikte oyun oynuyorlardı.
Bugünün oyunu gökyüzü saklambacıydı.
Tavşan bulutu yavaş yavaş dağıldı.
Ela kaşlarını kaldırdı.
Şimdi nereye saklandı acaba?
Tam o sırada gökyüzündeki bulutlar çoğalmaya başladı. Bembeyaz bulutların yerini gri bulutlar aldı.
Güneş bulutların arkasında kayboldu.
Hava serinledi. Ağaçların yaprakları rüzgârla sallanmaya başladı.
Ela tam salıncaktan inecekken burnunda minicik bir damla hissetti.
Pıt!
Bir damla daha…
Pıt! Pıt!
Ela gökyüzüne baktı.
Yağmur mu yağıyor?
Damlalar hızla çoğaldı.
Pıt pıt pıt!
Yağmur başlamıştı!
Parktaki çocuklar birer birer koşarak parktan ayrıldı. Ela ve annesi de aceleyle eve döndüler.
Yağmur Nereden Geliyor?
Eve girdiklerinde yağmur iyice hızlanmıştı.
Ela üstünü değiştirdi. Annesi mutfaktan sıcak süt ve kendi yaptığı kurabiyelerden getirdi.
“Haydi, biraz kurabiye yiyelim,” dedi.
Ela kurabiyesinden bir ısırık aldıktan sonra pencereye yöneldi.
Yağmur hâlâ yağıyordu.
Camdaki damlalar aşağı doğru süzülüyor, bazıları birleşerek daha büyük damlalara dönüşüyordu.
Ela bir süre onları izledi.
Sonra aklına bir soru geldi.
“Anne, bir şey merak ettim.”
Annesi gülümsedi.
“Ne merak ettin?”
“Bu yağmur damlaları nereden geliyor?”
“Çok güzel bir soru,” dedi annesi. “Yağmurun hikâyesini birlikte öğrenelim.”
Ela hemen annesinin yanına oturdu.
“Güneşin bu işte büyük bir payı var,” dedi annesi.
“Güneş mi?”
“Evet! Güneş; denizleri, gölleri ve nehirleri ısıtır. Isınan suyun bir kısmı buharlaşır ve su buharı olarak havaya yükselir.”
Ela şaşkınlıkla sordu:
“Yani su gökyüzüne çıkıyor mu?”
“Evet. Ama su buharını gözümüzle göremeyiz.”
“Peki, sonra ne oluyor?”
“Yükselen su buharı daha soğuk havayla karşılaşınca yoğunlaşır ve minicik su damlacıkları oluşur. Bu damlacıkların bir araya gelmesiyle bulutlar meydana gelir.”
Ela bulutları izliyordu
“Yani bulutların içinde su damlacıkları var!”
“Evet,” dedi annesi. “Damlacıklar büyüyüp ağırlaştığında havada asılı kalamaz ve yeryüzüne doğru düşmeye başlar.”
Ela’nın gözleri ışıldadı.
“Ve yağmur olur!”
“İşte aynen öyle!”
Ela pencereye yaklaşıp yağmurun sesini dinledi.
Pıt… pıt… pıt…
Artık yağmurun yalnızca gökyüzünden düşen damlalardan ibaret olmadığını biliyordu.
Her yağmurun arkasında küçük bir su yolculuğu vardı.
Yağmur Sonrası Oyun
Bir süre sonra yağmur dindi.
Ela bahçede küçük su birikintileri gördü.
Annesi gülümsedi.
“Su birikintilerinde biraz oynamaya ne dersin?”
Ela’nın gözleri parladı.
“Yaşasın!”
Çizmelerini ve yağmurluğunu giyip bahçeye koştu.
İlk su birikintisinin üzerine bastı.
Şap!
Sonra bir diğerine…
Şıp! Şıp!
Ela kahkahalar atarak zıplıyordu.
Bir süre sonra başını kaldırıp gökyüzüne baktı.
“Acaba bir sonraki yağmur ne zaman yağacak?” diye düşündü.
Belki de bir sonraki yağmurda yeni bir şey keşfedecekti.
Çünkü Ela biliyordu:
Dünyada merak edilecek çok şey vardı!
EVDE DENEYELİM!
Bulutlar Nasıl Oluşur?
Gerekenler
- Bir cam kavanoz veya bardak
- Biraz sıcak su
- Birkaç buz küpü
- Küçük bir tabak
Nasıl yapalım?
- Bir yetişkinden yardım iste ve kavanoza biraz sıcak su koy.
- Kavanozun üzerine küçük tabağı kapat.
- Tabağın üzerine birkaç buz küpü yerleştir.
- Birkaç dakika bekle ve dikkatlice gözlemle. 👀
Ne oldu?
Sıcak sudan yükselen su buharı, yukarıdaki soğuk yüzeyle karşılaşınca soğur. Soğuyan su buharının bir kısmı minicik su damlacıklarına dönüşür.
Gökyüzünde de buna benzer bir süreç gerçekleşir.
Su buharı yükselir, soğur ve minicik su damlacıkları oluşur. Bu damlacıklar bir araya geldiğinde bulutlar meydana gelir.
Tıpkı gökyüzündeki gibi!
Biliyor muydun?
Bulutlar yalnızca beyaz görünmek zorunda değildir. İçlerinde çok fazla su damlacığı biriktiğinde ve bulut kalınlaştığında gri veya daha koyu görünebilirler. Böyle bulutlardan yağmur yağabilir.
⚠️ Güvenlik notu: Sıcak su kullanılan bu deneyi mutlaka bir yetişkinin yardımıyla yapın.





