Bazen bir cümlenin ardında kocaman bir sevgi vardır:
“Dikkatli ol.”
“Derslerini ihmal etme.”
“Arkadaşlarını iyi seç.”
“Geç saatlere kadar oturma.”
“Telefonla bu kadar vakit geçirme.”
“Üşütme, üzerine bir şey al.”
“Bunu yaparken biraz daha düşün.”
Çocukken bu cümleleri duyduğumuzda bazen içimizden “Yeter artık!” demek gelir. Çünkü bize göre anne babamız sürekli bir şey söylüyor, sürekli bizi uyarıyor, sürekli ne yapmamız gerektiğini anlatıyordur.
Oysa büyüdükçe fark ederiz ki bazı cümleler insanın canını sıkmak için değil, onu korumak için söylenmiştir.
Anne ve babalar bazen sevgilerini sarılarak değil, uyararak gösterir. Bazen “Dikkat et.” derken aslında “Canın yanmasın.” demek isterler. “Ders çalış.” derken “Geleceğin güzel olsun.” diye düşünürler. “Arkadaşına dikkat et.” derken “Kalbin kırılmasın.” diye korkarlar.
Çünkü anne babanın sevgisi çoğu zaman görünenden çok daha büyüktür.
Bir çocuk, anne babasının söylediklerini her zaman anlamayabilir. Hatta bazı zamanlarda onların kendisini anlamadığını düşünebilir. “Beni hiç anlamıyorsunuz.” cümlesi, çocukların büyürken zaman zaman kurduğu cümlelerden biridir.
Fakat anne babalar da çocuklarını anlamaya çalışırken kendi hayatlarından öğrendikleri dersleri onların yoluna ışık olsun diye anlatırlar.
Onlar bizim geçtiğimiz yollardan daha önce geçmiştir.
Hayal kırıklığını yaşamış, yanlış insanlara güvenmiş, bazı kararların sonuçlarını görmüş, bazen pişman olmuş, bazen yeniden başlamışlardır.
Bu yüzden “Ben sana söylemiştim.” dediklerinde aslında çoğu zaman haklı çıkmak istemezler.
Keşke çocukları hiç üzülmese isterler.
Keşke çocuklarının canı hiç yanmasa…
Keşke hayatta karşılaşacakları bütün zorlukları önceden bilip onları koruyabilseler…
Ama hayat böyle değildir.
Anne babalar çocuklarının yerine yaşayamaz. Onların yerine karar veremez. Onların yerine düşemez, kalkamaz, hata yapamaz.
Sadece yolun kenarında durup “Dikkat et.” diyebilirler.
Bazen çocuk için o “Dikkat et.” cümlesi gereksiz bir uyarı gibi gelir.
Oysa anne için o cümle, yılların endişesidir.
Baba için o cümle, çocuğunun zarar görmesinden duyduğu korkudur.
Bir anne babanın çocuğuna söylediği her söz mükemmel olmayabilir. Bazen onlar da yanlış anlaşılabilir. Bazen fazla kaygılanabilir, bazen gereğinden fazla müdahale edebilir, bazen duygularını doğru ifade edemeyebilirler.
Çünkü anne babalar da insandır.
Onların da korkuları, kaygıları, hataları ve öğrenmeye devam eden yanları vardır.
Ama çocukların da bilmesi gereken çok önemli bir şey vardır:
Her uyarının altında kızgınlık yoktur. Bazı uyarıların altında kocaman bir sevgi vardır.
Bir anne çocuğuna “Üşürsün, montunu giy.” dediğinde belki çocuk bunu gereksiz bir söz olarak görür.
Ama o anne, çocuğu hastalandığında gece boyunca başında beklemiş olabilir.
Bir baba “Telefonu bırak, biraz dinlen.” dediğinde çocuk bunu sıkıcı bir nasihat olarak düşünebilir.
Ama o baba, çocuğunun gözlerinin yorulmasından değil, hayatının yalnızca bir ekrana sığmasından endişeleniyor olabilir.
Bir anne “Ödevini bitir.” dediğinde çocuk bunu bir baskı gibi hissedebilir.
Ama belki anne, çocuğunun gelecekte kendi ayakları üzerinde durabilmesini hayal ediyordur.
Bir baba “Arkadaşlarını iyi seç.” dediğinde çocuk kızabilir.
Ama belki baba, çocuğunun iyi niyetinin başkaları tarafından kullanılmasından korkuyordur.
İşte bazen bir cümlenin görünen anlamıyla kalbindeki anlamı birbirinden çok farklıdır.
“Dikkat et.” bazen “Seni seviyorum.”
“Geç kalma.” bazen “Seni merak ediyorum.”
“Çalış.” bazen “Geleceğine inanıyorum.”
“Kendine dikkat et.” bazen “Sen benim için çok değerlisin.”
“Ben senin iyiliğini düşünüyorum.” ise çoğu zaman gerçekten tam olarak bunu anlatır.
Sevgiyi yalnızca güzel sözlerde aramamak gerekir.
Bazen sevgi, sabah erkenden hazırlanan bir kahvaltıdır.
Bazen okul çantasına konulan bir meyvedir.
Bazen kapının önünde bekleyen bir anne…
Bazen çocuğu uyurken üzerini örten bir baba…
Bazen defalarca hatırlatılan bir ödev…
Bazen “Eve geldiğinde haber ver.” cümlesidir.
Bazen de çocuk “Beni rahat bırak.” dediğinde bile kapının arkasında onu bekleyen sessiz bir sevgidir.
Çocuklar büyüdükçe anne babalarının bazı sözlerini daha iyi anlamaya başlar.
Bir zamanlar kızdıkları cümlelerin aslında ne kadar büyük bir sevgi taşıdığını fark ederler.
Çünkü insan büyüdükçe anne babasının söylediklerini sadece kulaklarıyla değil, hayatıyla anlamaya başlar.
Belki bir gün çocuklarımız da bize kızacak.
Belki “Beni anlamıyorsunuz.” diyecek.
Belki bazı tavsiyelerimizi dinlemeyecek.
Bu, onların bizi sevmediği anlamına gelmez.
Çocuk olmak biraz da kendi yolunu bulmaya çalışmaktır.
Anne baba olmak ise o yolu bulmaya çalışan çocuğa güvenli bir alan sunabilmektir.
Bu nedenle anne babaların da çocuklarına sadece “Beni dinle.” demek yerine, “Seni anlıyorum.” diyebilmesi gerekir.
Çünkü sevgi yalnızca konuşmak değil, dinlemektir.
Çocuk da anne babasının sözlerini dinlemeyi öğrenmelidir.
Anne baba da çocuğunun kalbini dinlemeyi…
İki taraf birbirini dinlediğinde nasihat, baskı olmaktan çıkar; sevgiye dönüşür.
Çocuklarımıza şunu öğretmeliyiz:
Anne babanız her zaman haklı olmayabilir.
Sizin her düşündüğünüz de her zaman doğru olmayabilir.
Ama birbirinizi anlamaya çalışmak, haklı olmaktan çok daha değerlidir.
Bir gün anne babanızın size “Dikkat et.” demesinin ne anlama geldiğini anlayacaksınız.
Bir gün “Geç kalma.” sözünün ardındaki merakı…
Bir gün “Üşürsün.” cümlesinin içindeki şefkati…
Bir gün “Derslerine çalış.” sözünün arkasındaki geleceğe dair umudu…
Ve belki bir gün, anne babanızın size kızdığı bir anı hatırlayıp gülümseyeceksiniz.
Çünkü büyüdükçe anlayacağız:
Anne babalarımızın bütün sözleri kusursuz değildi.
Ama sevgileri çoğu zaman kelimelerinden çok daha büyüktü.
Bu yüzden çocuklar…
Anne babanız sizin için konuştuğunda hemen kızmadan önce bir kez düşünün.
Belki o cümlenin içinde size anlatamadıkları bir korku vardır.
Belki sizi kaybetmekten duydukları endişe…
Belki geleceğiniz için kurdukları güzel bir hayal…
Belki de sadece sizi çok sevdikleri için söyledikleri birkaç kelime vardır.
Ve anne babalar…
Çocuklarınız sizi her zaman anlamayabilir. Bazen söylediklerinize kızabilir, bazen sizi dinlemeyebilir. Ama onlara sevginizi yalnızca nasihatlerle değil, onları dinleyerek ve anlamaya çalışarak da gösterin.
Çünkü çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, kusursuz anne babalar değildir.
Onları seven, dinleyen, anlayan ve gerektiğinde “Seni anlıyorum.” diyebilen anne babalardır.
Unutmayalım:
Bir çocuğun kulağına söylenen küçük bir cümle, kalbinde yıllarca yankılanabilir.
Öyleyse birbirimize daha güzel konuşalım.
Anne babamızın sözlerinde sevgiyi arayalım.
Çocuklarımızın sessizliğinde anlatamadıkları duyguları duymaya çalışalım.
Çünkü bazen en sıradan görünen cümlenin ardında, dünyanın en büyük sevgisi saklıdır.
“Dikkat et.”
Belki de aslında söylenen şudur:
“Sen benim için çok değerlisin. Ne olursa olsun, iyi olmanı istiyorum.”




