Bir anda dünyanın, insanların kuruntuları ve vesveseleri yüzünden karıştığını düşünün. Kimse işini yapamasa, “Ya şöyle olursa ya böyle olursa,” diye titrek ve ürkek bir şekilde ortalıkta dolaşsa nasıl olurdu? Tam bir kaos! Peki böyle bir karışıkığı, horoz ve tavuk karışımı (hibriti), kanatlı ama uçamayan fakat süper dövüşen kuşlardan oluşan bir ekip çözse? Önemli bir teşkilatın üyesi olan bir ekip. “Akbaz Teşkilatı!” Sanırım maceranın dozunu merak etmişsinizdir. Bu karşı konulamaz aksiyona bir de seyreder gibi tanık olmaya var mısınız? Çünkü kitabımız bir çizgi roman.
Vesvesya diye “suni” ve üzeri kubbe şeklinde yapay bir atmosferle örtülü bir ada düşünün. Birtakım insanlar, adada onlar için ayarlanmış bölümlerde yaşıyor. Bu bölümler; Kenarya, Aküvaryum ve Ormanganik olmak üzere üç tane. Kenarya’da yaşayan varoşlar, Aküvaryum’da sürekli masabaşı çalışan beyaz yakalılara özeniyor. Çalışmaktan ve öğle yemeğinde ne yiyeceğinden başka şey düşünmeyen beyaz yakalılar da; Ormanganik’te, bahçeli evlerde, yeşille iç içe yaşayanlara özeniyor.
Vesvesya’da yaşayan bu insanların, korku filmi izleteceğiz diye her akşam kafalarına bir cihaz takılır. Film başladığıyla biter ve insanlara “siz olsaydınız” diye başlayan sorular yöneltirler. Bu sorunun üzerine zavallı insanlar düşünmeye başlarlar. Düşünürken ortaya çıkan vesveseler, kuruntular ve abartılı zanlar toplanıp, Vesvesya’nın dışına yayılır. Ormanganik’te ki biri hariç herkes, her Allah’ın günü bunu yapar.
Neyse ki Akbaz Teşkilatı var. Bakalım teşkilatın görevlendirdiği “Tarozlar” bu işi nasıl çözecek? Hepsini söylesem kitabı okumazsınız ayol. Hemen gidin kitabı sipariş edin, alın, bulun okuyun. Çok eğlenceli, tertemiz bir distopya. Yazarın kurduğu bu distopik ada üzerinden, söz edeceğim konular üzerine saatlerce konuşulabilir:
Toplumda, ekonomik sıkıntılar veya eğitim kalitesinin değişmesi gibi nedenlerden ötürü ortaya çıkan sınıf ayrılıkları. Alt sınıfta dünyaya gelen veya orada bulunan insanların beyaz yakalılara imrenmesi, öyle olmak istemesi. Şehirlerde sıkış tepiş olmuş ve yeşile hasret kalmış, tek düşündüğü para kazanmak ve onu harcamak olan insanların; doğayla iç içe olanlara özenmesi. Bir tarafta doğayla iç içe olma fırsatıyla doğan ama azınlıkta olanlar. Hayatlarında gayret, emek ve sabır gibi kavramlar eksik kaldığından mutlu olamayan kimseler. Daha nice başlıklar altında uzun münazaralar yapılabilir. Kitap üzerine düşünme ve konuşma işini, çocuklarla kitap tahlili yapan değerli okurlara bırakıyorum. Ya da kitapları okuyup hakkında konuşmayı seven kıymetli çocuklara… 10 yaş üstü rahatça okuyabilir. Melih Tuğtağ’ın kaleminden, Osman Büyükmutlu’nun çizimleriyle bezenmiş bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye eder, iyi okumalar dilerim.





