Sevgili çocuklar,
Bazılarınız günlerdir aynı sorularla meşgul: “Acaba kaç puan aldım?”, “İstediğim liseye ya da üniversiteye girebilecek miyim?”, “Sonuçlar açıklandığında herkes ne diyecek?”
Belki telefonunuzu sık sık kontrol ediyor, belki arkadaşlarınızla puan tahminleri yapıyor, belki de içinizde kocaman bir heyecanla birlikte küçük bir korku taşıyorsunuz. Bu çok normal. Çünkü emek verdiğimiz şeylerin sonucunu beklemek bazen uzun bir yolculuk gibi gelir.
Ama bugün size önemli bir sır vermek istiyorum:
LGS ve YKS sonuçları, hayatınızın tamamı değildir.Bir sınav sonucu sizin ne kadar zeki, ne kadar değerli, ne kadar çalışkan ya da ne kadar iyi bir insan olduğunuzu belirlemez. O sonuç sadece belli bir gün, belli sorulara verdiğiniz cevapların sayısıdır. Oysa siz; hayalleri olan, öğrenen, düşen, kalkıp tekrar deneyen kocaman bir dünyasınız.
Sonuç açıklanmadan önce ne yapmalıyız?
Sonuç beklerken en büyük hata, bütün hayatımızı o ekranda göreceğimiz sayıya bağlamaktır.
Kendinize şu sorunları sorun:
Bu yıl neler öğrendim?
En çok hangi konularda zorlandım?
Hangi yönlerim daha da güçlendi?
Vazgeçmek istediğim hâlde devam ettiğim anlar oldu mu?
Belki matematikte zorlandınız ama pes etmediniz. Belki deneme sınavlarında istediğiniz sonucu alamadınız ama ertesi gün yeniden masaya oturdunuz. İşte gerçek başarı çoğu zaman burada gizlidir.
Sonuç açıklandığı an…
Ve o gün geldi.
Ekrana baktınız.
Belki çok sevindiniz. Belki biraz şaşırdınız. Belki de gözleriniz doldu.
Ne hissederseniz hissedin, o duyguya izin verin. Eğer sonuç beklediğiniz gibiyse, sevinin. Çünkü emek verdiniz.
Ama eğer beklediğiniz gibi değilse, hemen kendinize şu cümleyi söyleyin:
“Bu bir son değil, bir yön değişikliği olabilir.”
Dünyada hayallerine ilk denemede ulaşamayan milyonlarca insan var. Bazıları istediği liseye gidemedi, bazıları istediği üniversiteyi kazanamadı, bazıları yıllar sonra bambaşka bir alanda parladı. Çünkü başarı tek bir kapıdan girmez.
Başkalarıyla kendini karşılaştırma
Sonuçlar açıklandığında çevrenizde şunları duyabilirsiniz:
“Ben şu puanı aldım.”
“O çok yüksek yapmış.”
“Sen kaç aldın?”İşte tam burada kalbinizi korumanız gerekiyor.
Her çocuğun hikâyesi farklıdır.
Birinin çalışma ortamı farklıdır, birinin sağlığı, ailesi, imkânları, kaygıları farklıdır. Aynı sınava girseniz bile aynı hayatı yaşamıyorsunuz. Bu yüzden kendinizi başkalarının puanıyla ölçmeyin.
Unutmayın:
Bir arkadaşınızın başarısı, sizin başarısızlığınız anlamına gelmez.
Arkadaşınızı tebrik edin ama kendi yolunuza da saygı duyun. Anne babalar ne der diye korkuyorsan…
Birçok çocuk sonuçtan çok, ailesinin vereceği tepkiden korkar.
Sevgili çocuklar, gerçekten sizi seven insanlar, sadece yüksek puan aldığınız için değil, siz olduğunuz için sizi severler. Sonuçlar istediğiniz gibi gelmezse:
Duygularınızı saklamayın.
“Üzgünüm!” diyebilirsiniz.
“Daha iyisini bekliyordum!” diyebilirsiniz.
Yardım isteyebilirsiniz.
Güçlü olmak, hiç üzülmemek değildir. Güçlü olmak, üzülünce yeniden ayağa kalkabilmektir.
Sonuçtan sonra ne yapacağız?
LGS öğrencileri için tercih dönemi başlayacak.
YKS öğrencileri için yeni bir yol haritası çizilecek. O gün kendinize şunu sorun:
“Şimdi önümde hangi fırsatlar var?”
Belki düşündüğünüz okul değil ama size çok iyi gelecek bir okul olacak.
Belki hayal ettiğiniz bölüm değil ama sizi mutlu edecek bir alan keşfedeceksiniz. Hayat bazen bize istediğimizi değil, ihtiyacımız olan yolu gösterir.
Size küçük bir hikâye anlatacağım.
Bir çocuk vardı. Sınavdan sonra günlerce sonucu bekledi. Sonuç açıklandığında istediği puanı alamadı ve “Ben başarısızım!” dedi.
Dedesi ona bahçedeki bir ağacı gösterdi.
“Bu ağacı görüyor musun?” dedi. “Geçen yıl meyve vermedi diye onu kesmedik. Çünkü köklerinin büyüdüğünü biliyorduk.”
Çocuk uzun süre ağaca baktı.
Sonra anladı ki bazı yıllar meyve topladığımız, bazı yıllar ise köklerimizi büyüttüğümüz yıllardır.
Belki bu yıl sizin meyve topladığınız yıldır.
Belki de köklerinizi güçlendirdiğiniz yıldır.
İkisi de değerlidir.
Sevgili çocuklar,
LGS ve YKS sonuçları açıklanacak. Sayılar gelecek, tercihler yapılacak, yeni okullar başlayacak. Yıllar sonra bugünleri hatırladığınızda en çok puanı değil, bu süreci nasıl yaşadığınızı hatırlayacaksınız.
Bu yüzden:
Kendinize nazik davranın.
Kalbinizi puanlarla tartmayın.
Umudunuzu bir ekrana teslim etmeyin.
Ve ne olursa olsun yürümeye devam edin. Çünkü sizin hikâyeniz, bir sınav sonucundan çok daha büyük.
Belki bugün heyecanlısınız.
Belki biraz korkuyorsunuz.
Ama şunu bilin:
Sonuçlar açıklanırken unutulmaması gereken en önemli şey, puanınız değil, kendinizsiniz.
Sevgiyle kalın çocuklar!




