KELİMELERİMİZ KALBİMİZİN KÖPRÜSÜDÜR

Sevgili çocuklar,
Hiç düşündünüz mü? Bir insanın kalbine ulaşmanın en kısa yolu nedir?
Belki bir gülümseme, belki sıcacık bir sarılma… Ama çoğu zaman kalpler arasında kurulan en güçlü köprü, kullandığımız kelimelerdir.
Her gün okulda, evde, parkta, arkadaşlarımızla ve ailemizle konuşuyoruz. Bazen neşemizi paylaşıyor, bazen üzüntümüzü anlatıyor, bazen de kızdığımızı söylüyoruz. İşte tam da bu anlarda nasıl konuştuğumuz çok önemlidir.
Hepimizin farklı duyguları vardır. Kızarız, kırılırız, üzülürüz, seviniriz, heyecanlanırız. Bu duyguların hepsi çok normaldir. Önemli olan, duygularımızı başkalarına zarar vermeden anlatabilmektir.
Düşünsenize…
Bir arkadaşınız oyunda sizi seçmediğinde canınız sıkılabilir. O anda “Sen çok kötüsün!” demek yerine, “Beni seçmeyince üzüldüm.” demek daha doğru olmaz mı?
Kardeşiniz eşyalarınızı izinsiz aldığında sinirlenebilirsiniz. Ama bağırmak yerine, “Eşyalarımı izinsiz alınca rahatsız oluyorum.” diyebilirsiniz.
İşte buna şiddetsiz iletişim denir.
Şiddet deyince aklımıza genellikle vurmak, itmek veya kavga etmek gelir. Oysa bazen sözler de can yakabilir. Alay etmek, küçümsemek, bağırmak veya kırıcı konuşmak da insanların kalplerini incitebilir.
Bir düşünün…
Kolunuzdaki küçük bir yara birkaç gün içinde iyileşebilir. Ama kalpte açılan bazı yaralar uzun süre unutulmayabilir.
Bu yüzden kelimelerimizi dikkatle seçmeliyiz.
Şiddetsiz iletişim, duygularımızı saklamak değildir. Tam tersine, onları dürüstçe ve saygılı bir şekilde ifade etmektir.
“Ben üzgünüm.”
“Ben kırıldım.”
“Ben yardım istiyorum.”
“Benim de konuşmaya ihtiyacım var.”
Bu cümleler hem kendimizi anlatmamıza yardımcı olur hem de karşımızdaki kişinin bizi anlamasını kolaylaştırır.
Bazen insanlar bizi anlamayabilir. Bazen söylediklerimiz duyulmayabilir. Böyle zamanlarda bağırmak yerine anlatmaya devam etmek gerekir. Çünkü yüksek ses her zaman güçlü olmak demek değildir. Asıl güç, duygularını doğru kelimelerle ifade edebilmektir.
Unutmayın sevgili çocuklar, her insanın içinde görünmeyen bir dünya vardır. Belki yanınızda oturan arkadaşınız o gün mutsuzdur. Belki kardeşiniz bir konuda endişelidir. Belki anneniz yorgundur, belki öğretmeniniz yoğun bir gün geçiriyordur.
İnsanları anlamaya çalışmak da iletişimin önemli bir parçasıdır.
Karşımızdakini dinlemek, sözünü kesmemek, gözlerine bakmak ve gerçekten ne söylemek istediğini anlamaya çalışmak; sevginin en güzel yollarından biridir.
Bir bahçeyi düşünün…
Nasıl ki çiçekler suyla büyüyorsa, dostluklar da güzel sözlerle büyür. Nasıl ki sert rüzgârlar narin çiçeklere zarar verebiliyorsa, kırıcı sözler de dostlukları zedeleyebilir.
Bu yüzden konuşurken kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Söyleyeceğim şey karşımdaki insanın kalbinde nasıl bir iz bırakacak?”
Eğer bıraktığımız iz sevgi, anlayış ve saygı taşıyorsa, doğru yoldayız demektir.
Sevgili çocuklar,
Dünyayı değiştiren büyük işler bazen küçücük kelimelerle başlar. Bir “Teşekkür ederim”, bir “Özür dilerim”, bir “Seni anlıyorum” ya da bir “Yardım edebilir miyim?” cümlesi, bir insanın gününü güzelleştirebilir.
Bugünden itibaren kelimelerimizi birer hediye gibi kullanalım. Duygularımızı saklamadan ama kimseyi incitmeden anlatalım. Dinlemeyi, anlamayı ve saygıyla konuşmayı unutmayalım.
Çünkü güçlü insanlar yalnızca sesini yükseltenler değil; kalbini güzel sözlerle ifade edebilenlerdir.
Sevgiyle konuşan, saygıyla dinleyen ve duygularını cesaretle paylaşan çocuklar, yarının daha mutlu dünyasını kuracaklardır.
Sevgiyle kalın, çocuklar!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir