“Zor olan ders çalışmak mı, yoksa başlamayı sürekli ertelemek mi?”
“Yarın çalışırım.”
“Daha çok zaman var.”
“Bu konuyu zaten biliyorum.”
“Biraz daha oynayayım, sonra başlarım.”
Bu cümleler size de tanıdık geliyor mu çocuklar?
Peki, size küçük bir sır verelim mi? Bazen bir dersin en zor kısmı soruları çözmek, konuyu anlamak ya da bilgileri öğrenmek değildir. En zor kısmı, masanın başına oturup ilk sayfayı açmaktır.
Çünkü başlamadığımız işler gözümüzde büyür. Küçücük bir ödev kocaman bir dağa, birkaç sayfalık konu bitmeyecek bir yolculuğa dönüşür.
Oysa o dağın zirvesine tek bir sıçrayışla çıkmamız gerekmiyor. Bir adım atmamız yeterli.
SINAV KAPIDA, PEKİ SEN HAZIR MISIN?
Okullarda yazılı sınavlar yaklaşıyor.
Kimileriniz heyecanlı, kimileriniz biraz endişeli. Belki bazılarınız, “Ya bildiklerimi unutursam?” diye düşünüyor.
Ama size çok önemli bir şey söylemek istiyorum:
Sınav, sizin ne kadar değerli olduğunuzu ölçmez. Yalnızca öğrendiklerinizi ne kadar kullanabildiğinizi görmenize yardımcı olur.
Bir sınavdan yüksek not almak elbette güzeldir. Ancak asıl başarı, dün yapamadığınız bir soruyu bugün çözebilmek, anlamadığınız bir konuyu sabırla öğrenebilmek ve kendinize verdiğiniz sözü tutabilmektir.
Peki, bütün bunları başarmanın yolu nedir?
Saatlerce masadan kalkmadan çalışmak mı?
Sevdiğiniz oyunlardan tamamen vazgeçmek mi?
Hayır!
Cevap sandığınızdan çok daha basit: Planlı çalışmak.
BİR GÜNDE HER ŞEYİ ÖĞRENMEK ZORUNDA DEĞİLSİN
Bir düşünün…
Önünüzde kocaman bir yapboz var. Yüzlerce küçük parçadan oluşuyor.
Bütün parçaları aynı anda yerlerine koymaya çalışsanız ne olur?
Kafanız karışır, yorulursunuz. Belki de yapbozu tamamlayamayacağınızı düşünürsünüz.
Ama her gün birkaç parçayı doğru yere yerleştirseniz?
Bir süre sonra o karmaşık parçaların arasından harika bir resim ortaya çıkar.
İşte ders çalışmak da böyledir.
Bugün öğrendiğiniz bir matematik işlemi, yarın çözdüğünüz bir Türkçe sorusu, ertesi gün tekrar ettiğiniz bir fen bilgisi konusu…
Hepsi sizin bilgi yapbozunuzun birer parçasıdır.
Üstelik bu yapbozun en güzel yanı, her yeni parçayla kendinize olan güveninizin de büyümesidir.
PLAN YAPMAK, HAYATIN GÜZELLİKLERİNDEN VAZGEÇMEK DEĞİLDİR
Bazı çocuklar çalışma programı denildiğinde bütün gün ders çalışacaklarını düşünür.
Oysa güzel hazırlanmış bir programda yalnızca kitaplar ve defterler bulunmaz.
Oyun oynamaya da zaman vardır.
Arkadaşlarla görüşmeye de…
Aileyle sohbet etmeye, kitap okumaya, dinlenmeye, hatta bazen hiçbir şey yapmadan hayal kurmaya da…
Çünkü plan yapmak, bütün zamanınızı derslere vermek değil, zamanınızı doğru kullanmayı öğrenmektir.
Örneğin okuldan geldiniz.
Biraz dinlendiniz, yemeğinizi yediniz.
Sonra kendinize küçük bir hedef koydunuz:
“Bugün matematikten on soru çözeceğim, Türkçeden bir konuyu tekrar edeceğim ve yarınki derslerime göz atacağım.”
Hepsi bu!
Çalışmaya başladığınızda belki bir soruda zorlanacaksınız. Belki yanlış cevap vereceksiniz. Ama her yanlış, doğruyu öğrenmeniz için size bir fırsat sunacak.
Ve günün sonunda, “Bugün yapmam gerekenleri yaptım!” diyebilmenin mutluluğunu yaşayacaksınız.
İşte bu mutluluk, bir sonraki gün yeniden başlamanızı kolaylaştıracak.
EN BÜYÜK RAKİBİNİZ KİM, BİLİYOR MUSUNUZ?
Sınıfınızda en yüksek notu alan arkadaşınız mı?
Soruları herkesten hızlı çözen öğrenci mi?
Hayır.
Sizin en önemli karşılaştırmanız, dünkü kendinizle olmalıdır.
Dün beş soruyu çözebiliyorken bugün altı soruyu çözebiliyorsanız ilerliyorsunuz demektir.
Geçen hafta anlamadığınız bir konuyu bu hafta kavradıysanız gelişiyorsunuz demektir.
Bir zamanlar okumakta zorlandığınız bir metni artık rahatlıkla anlayabiliyorsanız emekleriniz karşılığını veriyor demektir.
Unutmayın çocuklar, herkes aynı hızda öğrenmez. Bazı bilgiler hemen anlaşılır, bazıları ise biraz daha fazla zaman ve tekrar ister.
Önemli olan herkesten hızlı koşmak değil, kendi yolunuzda ilerlemeye devam etmektir.
KÜÇÜK BİR DENEY YAPMAYA NE DERSİNİZ?
Bugün kendinize yalnızca on beş dakikalık bir çalışma zamanı ayırın.
Telefonu ve dikkatinizi dağıtan şeyleri bir kenara bırakın.
Öğrenmek istediğiniz küçük bir konu seçin.
Saatinize bakın ve başlayın.
On beş dakika sonra kendinize şu soruyu sorun:
“Başlamadan önce düşündüğüm kadar zor muydu?”
Belki şaşıracaksınız.
Çünkü bazen saatlerce gözümüzde büyüttüğümüz bir işin, başladığımızda o kadar da korkutucu olmadığını fark ederiz.
Elbette her konu kolay olmayabilir. Anlamadığınız yerde öğretmeninizden veya ailenizden yardım istemek de öğrenmenin bir parçasıdır.
SEVGİLİ ÇOCUKLAR, BİR ŞEYİ ASLA UNUTMAYIN!
Yazılı sınavlar gelecek ve geçecek.
Kimi zaman çok sevinecek, kimi zaman beklediğiniz notu alamayacaksınız.
Ama hayatınız boyunca size eşlik edecek çok değerli bir beceri kazanabilirsiniz: Kendi sorumluluğunuzu alabilmek.
Bugün çalışma masasını düzenleyen, zamanını planlayan, anlamadığı sorunun peşini bırakmayan bir çocuk, yalnızca sınavlara hazırlanmaz.
Aynı zamanda sabretmeyi, karar vermeyi, zorluklarla baş etmeyi ve hedeflerine ulaşmak için emek vermeyi öğrenir.
Sevgili çocuklar…
Hayallerinizin büyüklüğünden korkmayın.
Bir doktor, mühendis, öğretmen, yazar, bilim insanı ya da bambaşka bir mesleğin sahibi olmak isteyebilirsiniz.
Belki de henüz ne olmak istediğinizi bilmiyorsunuz. Bu da çok doğal.
Şimdilik yapmanız gereken, merakınızı kaybetmeden öğrenmeye devam etmek.
Çünkü büyük hayaller, her zaman büyük adımlarla başlamaz.
Bazen bir kalemin ucunda…
Bazen çözülen küçücük bir soruda…
Bazen de “Bugün çalışmaya başlayacağım!” diyen bir çocuğun kararlılığında saklıdır.
Şimdi o defteri açın. İlk soruyu okuyun. İlk adımı atın.
Ve kendinize şunu söyleyin:
“Her şeyi bir günde öğrenmek zorunda değilim. Ama bugün yeni bir şey öğrenebilirim.”
Çünkü başarı, bir gecede her şeyi başarmak değil; küçük emekleri sabırla biriktirebilmektir.
Ve unutmayın…
Bir sayfa açtığınızda yalnızca bir derse başlamazsınız. Belki de geleceğinizin en güzel hikâyesine ilk cümleyi yazarsınız.





